Hüsnü Karabulut

Hüsnü Karabulut

Türkiye’nin Gücü: Hukuk, Demokrasi ve Toplumsal Dayanışma

Türkiye’de siyasetin giderek daha sertleştiği, her hukuki sürecin siyasi gözlüklerle değerlendirildiği bir dönemde, en çok ihtiyaç duyduğumuz şey sağduyu, toplumsal birliktelik ve hukuk devletine bağlılıktır. Farklı düşüncelere sahip olabiliriz, farklı siyasi tercihlerde bulunabiliriz; ancak aynı ülkenin vatandaşları olarak bizi bir arada tutan ortak değerlerin başında hukuka saygı ve demokrasiye olan inanç gelir.
Özellikle yüksek yargı ya da mahkemeler tarafından verilen kararlar söz konusu olduğunda, beğenelim ya da beğenmeyelim, hukuk düzeninin sürdürülebilmesi için temel ilke; kararların meşruiyetini kişisel siyasi kanaatlere göre değil, anayasal sistem içerisinde değerlendirmektir.
Cumhuriyet Halk Partisi ile ilgili gündeme gelen “mutlak butlan” tartışmaları da bu çerçevede ele alınmalıdır. Bir mahkeme kararını yalnızca siyasi sonuçları üzerinden okumak, hukuk devletinin ruhuna zarar verir. Eğer bir ülkede bağımsız ve tarafsız yargının varlığına inanıyorsak, hoşumuza gitmeyen kararlar karşısında da aynı ilkesel tutarlılığı göstermek zorundayız.
Demokrasilerde yargı kararları elbette eleştirilebilir, hatta sert biçimde tartışılabilir. Ancak eleştiri ile yargının topyekûn itibarsızlaştırılması arasında çok önemli bir fark vardır. Mahkemenin verdiği her kararı peşinen “siyasi operasyon” olarak nitelendirmek, uzun vadede toplumun adalete ve kurumlara duyduğu güveni aşındırır. Bu durum yalnızca iktidarı ya da muhalefeti değil, devletin bütün kurumsal yapısını zedeler.
Bugün CHP hakkında verilen bir kararı yok saymayı savunan anlayış, yarın başka bir siyasi yapı lehine verilen bir kararı da tanımama noktasına gelebilir. Hukuk düzeni seçici sadakatle değil, evrensel kurallarla ayakta kalır. Hukuk; kişilere, partilere veya dönemsel siyasi dengelere göre eğilip bükülmeye başladığında ortaya çıkan tablo demokrasi değil, belirsizlik ve kaostur.
Ancak unutulmamalıdır ki güçlü bir hukuk devleti yalnızca mahkeme kararlarıyla değil, aynı zamanda toplumun birbirine duyduğu güven ve ortak geleceğe olan inancıyla da ayakta kalır. Birlik, beraberlik, dayanışma ve kardeşlik duygularının güçlendiği bir Türkiye, her türlü siyasi gerilimin ve toplumsal kutuplaşmanın üstesinden gelebilecek güce sahiptir.
Bugün ülkemizin en çok ihtiyaç duyduğu şey; ayrışmayı büyüten söylemler değil, ortak değerlerde buluşabilme iradesidir. Birlik, beraberlik, kenetlenmişlik ve kardeşlik türküleri söylendiğinde bambaşka bir ülke olacağımızdan hiç kuşku duymuyorum. Çünkü aynı acılara üzülmeyi, aynı sevinçlerde buluşmayı ve ortak bir gelecek hayali kurmayı başarabilen toplumlar, en zor dönemleri bile güçlenerek aşabilirler.
Siyasi görüşlerimiz farklı olsa da vatanımız birdir, geleceğimiz ortaktır. Toplumsal huzurun ve demokratik olgunluğun yolu; birbirimizi düşmanlaştırmaktan değil, farklılıklarımızı zenginlik olarak görebilmekten geçmektedir. Kardeşlik hukukunun güçlendiği, insanların birbirini ötekileştirmediği, ortak paydalarda buluşabildiği bir Türkiye, hem demokrasisini hem de hukuk devletini daha sağlam temeller üzerine inşa edecektir.
Bu nedenle mesele yalnızca bir parti veya bir dava meselesi değildir. Mesele, Türkiye’de hukuk devletinin geleceği, kurumlara duyulan güven ve toplumsal barışın korunması meselesidir. Tarafsız ve bağımsız yargının verdiği kararların, hukuk yolları tüketilmeden peşinen gayrimeşru ilan edilmesi doğru değildir. Hukuka inanıyorsak süreçlerin tamamlanmasını beklemeli, itirazlarımızı ve mücadelemizi yine hukuk zemini içerisinde sürdürmeliyiz.
Unutulmamalıdır ki güçlü demokrasiler yalnızca seçimlerle değil; kurumlara duyulan güven, toplumsal dayanışma ve ortak akılla yaşar. Türkiye’nin ihtiyacı olan da tam olarak budur: Kurumların güçlendiği, hukukun herkes için bağlayıcı olduğu, kardeşlik duygularının pekiştiği ve siyasi reflekslerin değil adalet anlayışının öne çıktığı bir düzen.
Bugün sağduyuya düşen görev; sokak diliyle değil hukuk diliyle konuşmak, öfkeyle değil anayasal çerçeveyle hareket etmek, ayrışmayı değil birlik ve beraberliği büyütmektir. Çünkü hukuk devleti de toplumsal huzur da ancak böyle ayakta kalabilir.
Bu metin, birlik-beraberlik ve kardeşlik vurgusunu daha güçlü hale getirirken siyasi sertliği de bir miktar yumuşatıp daha geniş bir kitleye hitap edecek bir üslup kazandırıyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Hüsnü Karabulut Arşivi