“O vakte kadar, Lord George J. Younghusband’ın yegeni bir şeyler patırdadı (sert olarak bir şeyler söyledi). İngiliz işgal orduları kumandanı Lord George J. Younghusband’ın, tercümanı yanına çağırdı. Onu adeta azarlar gibi bir şeyler söyledi. Daha sonra tercüman yanıma gelerek;
“Kardeşim sazları niçin teslim etmiyorsunuz?” diye sordu.” diyen dedem, rahat bir nefes aldıktan sonra;
“Söyle bu alçak İngiliz’e! Bu g... İngiliz’e (Burayı da biraz kısa kestim) Bu sazları kıracağız ama yine teslim etmeyeceğiz! Biz ona yenilmedik. Versin bizim silahımızı! Gideceğiz çöle. Orada aç olsak da şerefimizle savaşacağız ama teslim olmayacağız! Bizi al ilen (hile ilen) esir aldı. İki ayda Kostantaniye’ye çıkaracaktı ama sözünde durmadı. Versin silahımızı! Aç kalacağız ama teslim olmayacağız! ... ” demiş. Bu cevap karşısında duygulanan Lord George J. Younghusband, “Türk ölür, ama teslim olmaz!” demiş.
Ardından da dedemin bando takımına bir ev tahsis ettirmiş, efratına üç sarı lira, kendisine de beş sarı lira maaş bağlatmış ve bunu da bir berat ile tasdik etmiş. İki sene boyunca dedemler bu maaşı almışlar.
Hatta Mısır’daki toplama kampı Sidi Beşir’de geçerli olmuş ve o belge sayesinde bütün bando takımı rahat etmişler. Bandosunun bütün sazları ellerinden alınmamış. Daha sonra bando takımıyla beraber İngilizler onları Mudanya’ya çıkarmışlar.
Gerek Sidi Beşir’de ve gerekse Mudanya’da, çalgıları yani sazları yanlarında getirmişler ve daha sonra Mareşal Fevzi Çakmak’a teslim ederek Kuvay-i Milliye’ye katılmış. Diğer hatıraları başka bir zamana bırakıyorum. İsimli isimsiz kahramanların ruhları şad olsun.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.