Ülkede ki okuma yazma oranının dünyaya bakarak ne kadar vahim bir durumda olduğunu merak edenler araştırabilirler.
Yıllarca yabancı dil eğitimi almış ve bu yıllar içinde bir turist gördüğünde etrafında yabancı dil bilen birini arayan, fakat herkesin aynı kaderi paylaştığını görünce olayları tarzanca anlatmaya çalışan bir toplumun eğitimdeki sorunlarını da yine merak edenler araştırabilirler.
Gelelim sanat konusuna, sanatçı deyince bizde ilk akla Bülent Ersoy, Ferdi Tayfur, Ajda Pekkan, Tarkan gelir. Peki bizler neden onları o kefeye koyduk bu ülkede resim, şiir, Görsel sanatlar, dans ve Fazıl Say yok mu?
Konunun aslı şu, bizler emeğe saygıyı unuttuk, bir resmin fiyatını görünce veya duyunca dudaklarımız uçukladı bu paraya neler alınmazdı ki dedik olayı manadan uzaklaştırıp maddeselleştirdik.
Fazıl say konserler biletleri dünyada yok sattı bizim toplumun yüzde sekseni ne iş yaptını bilmiyor.
Tarkanı ve bir çok sanatçıyı dinledik hayranı olduk ama yıllarca arkasında çalan ekibi ve onların neler çektiğini ne emeklerle oraya geldiğini düşünmedik ve bir tanesinin ismini dahi bilmiyoruz, oysaki onlar Tarkan dan daha çok emek vermişlerdir bu işe. Şimdide aman müzik veya resim bölümü okuma aç kalırsın modası başladı.
Sorunca herkes doktor olacak bizim çocuk diyor.
O zaman bizim inşaatları hangi mühendisler yapacak, eczaneden ilacı kimden alacağız, fenerbahçenin tüm kadrosunda yabancı futbolcular mı olacak v.s. Ben konservatuar yıllarımda okuduğum arkadaşlarım ve tanıdığım bir çok müzik adamının aç kaldığını görmedim, bizim tek üzüntümüz sanatın saygı görmemesi oldu.
Fikir yoksunluğu çekip karnımız tok olsa bir çok canlıdan farkımız kalmaz. Kendi ruhumuzu yaşıyoruz, aşık olduğumuz işi yapıyoruz ve şükürler olsun hiçte aç kalmıyoruz.
Korkmayın çocuklarınız sevdiği işle uğraşsın sanatçıda olabilir futbolcuda, siz sadece en iyi golcü olması için emek verin.