Ahilik terbiyesine göre yetiştik. Biz, bir ustanın yanında 10 arkadaş çalışıyorduk. Ama inanın çok disiplinli şekilde ustaya saygı, kalfaya saygı, çırağa saygı... Sırasıyla herkes biribirini saygı ve sevgiyle iş öğretir, yardımlaşma ile işimizi yapardık.
Yazımın buraya kadarına kadar mesleğimi yazmadım.
Esas mesleğim terzilik. Çalıştığım zamanlarda kalfam Yaşar Özayan idi. Sonra ustam oldu. Hala saygı ve sevgimizden bir şey kaybetmedik.
İşte Türk İslam medeniyetinin en önemli yapı taşlarından biri de ahilik geleneğine Anadolunun kültür birliğine ulaşmasına etkili olmuş kurumların başında ahi teşkilatları gelmektedir. Bir meslek örgütü olarak hafızalarımızda yer etmiş olarak ahilik aynı zamanda bir manevi terbiye ocağında bu terbiye o canların hamisi büyük halk dostu Ahi Evran dededir.
Hoca Ahmet Yesevi’nini talebelerinden aldığı ilk tasavvuf eğitimi ile yetişen ve olgunlaşan Ahi Evran fütüvvetnâmelerden yararlanarak Ahi dervişlerine yol göstermiştir.
Ahilik hem sosyal hem de kültürel yapılara ait bir terim olarak; birbirini seven, birbirine saygı duyan, yardım eden, fakiri gözeten, yoksulu barındıran, işi kutsal, çalışmayı bir ibadet sayan, din ve ahlâk kurallarına sıkı sıkıya bağlı esnaf ve sanatkarların iş teşkilatı manasını taşır.
Ahi, vicdanını kendi üzerine gözcü koyan, helalinden kazanan, yerine ve yeterince harcayan, ölçü ve tartı ehli olan, yararlı şeyler üretip topluma sunan insandır. Kalbi Allah ve resulü ne kapısını yetmişiki millete açık olan güzel ahlakı temel sermaye edinip, gönül yolundan yürüyen kişidir.
Ahilik teşkilatına yeni katılanlara şu öğütler verilir:
Ahilik teşkilatına yeni katılanlara şu öğütler verilir: İşinde ve hayatında dedikodudan kaçın. Ahdinde, sözünde ve sevginde vefalı ol. Gözünü, gönlünü ve kalbini tok tut. Şefkatli, merhametli, adaletli, faziletli, iffetli ve dürüst davran. İkram etmeyi öğren. Küçüklere sevgi, büyüklere hürmet göster. Mütevazi ol, gurur ve kibirden kaçın. Ayıp ve kusurları ört. Hataları yüze vurma, affedici ol.
Bizler Yozgat’ta bir grup abiler ve arkadaşlar olarak inanın işte bu ahilik terbiyesine yetiştik.
Çocukluk döneminde hiçbirimiz bilmiyorduk. Ama ustalarımız bizleri ahilik terbiyesinde yetiştirdi.
Bizlerde yanımızda yetişenleri aynı terbiyeyle yetiştirdik. Ama şimdi ustalık, çıraklık kavramı kalmadı. Gittikçe kötüye gidiyor. Ustaların yanında doğru dürüst ne kalfa yetişiyor ne de çırak bulunuyor.
Bu Milli eğitim kurslar açması lazım. Çırak, kalfa olarak yetişecekler. On sene sonra kunduracı bulamazsınız, terzi bulamazsınız, sanayide araba tamircisi bulamazsınız, marangoz bulamazsınız, mobilya ustası ve çırak bulamazsınız.
Gençler yetişmezse nasıl olur, usta mümkün değil. Daha evvel Halk Eğitim merkezinde iyi kötü yetişiyordu. Şimdi çırak bir şeyden anlamıyor. Ustanın yanına geliyor, kaç para verirsin diye soruyor. Demiyor ki, bana bir sanat öğret. Ben usta olmak istiyorum diyen yok.Anlayan anlasın. Ben kahrediyorum. Amma anlayan yok.