Bir gün İstanbul’a gittim. Gidence, bütün dostları gezerim.Hatır sorarım. İstanbul Samacılar Bayrampaşa’ya gittim. Orada kolonya toptançısı ve imalat yapıyor. Arkadaşım vardı.
Ziyarete gittim. Toptançı arkadaşımın yanına gittim. Çayını içerken, bir kişi içeri girdi. Yalnız arkadaşın kazada ayaklarını kaybetti. Geliri olmayınca toplamak yani dilencilik yaptı.
Beyazıt meydanı diye bir mevkide iki yıl yapmış ve bir daha yapmamış. İşleri açmış. O paralarla ve çalışıyor. O gelen dilenci Allah rızası için bir sadaka verirmisin deyince, ulan gel bakalım. Sen bu dilenciliği kaç senedir yapıyorsun dedi. Dilenci, abi onbeş yıldır yapıyorum deyince hadi git lan şurdan, ben iki yıl yaptım, bu dükkanı açtım. Sen beş yıldır yapıyorsun, dilenciliğe alışmışsın. Bak bana ayaklarım yok ama kendi işimi görüyorum. Sen dilenciliğe alışmışsın. Ayıp şimdiye han, apartman sahibi olmalıydın diyerek gönderdi.
Allah kimseyi, kimseye muhtaç etmesin. Kimsenin de haya damarını kırmasın. Kırarsa böyle doyumsuz olur.
Arkadaşım, geriye dönüp bana Hüseyin Kardeş, beni ayıplama ala deşiricilik altın oluk derler ya inan doğru ümü bir müddet yapmak lazım.
Kimsesiz ve sakatsan Allah’ta çok görmez, kulu da..
TERZİ YUSUF
Eski terzilerden Yusuf abi. Allah rahmet eylesin. Yusuf abi aynı zamanda şair.
Çok değerli bir abiydi. Tam Yozgatlı, Yozgatlı’yı seven, bir abimiz.
Çatak mahallesinde otururdu. Bahçeli bir evi vardı. Hayvanları çok sever bir abiydi. Allah’ın rahmetine kavuştu.
Ama kapıda yetiştirdiği köpek çok sadık asil bir köpek. Öyle asil ki, Yusuf abinin mezarına her gün gidiyor, ağlıyormuş. Komşular her gün bakıp üzülüyorlarmış.
Ben köpeğin ağladığını hiç görmedim. Komşuları anlattı.
Yusuf abinin çarşıda kaç tane arkadaşı var ise uğrayıp şöyle bir gözlerine bakıp, üzgün bir şekilde duruyormuş.
Kuzu Davut’un yanına varıp, gözlerine bakarak sanki ben açıp diyormuş.
Kuzu Davut’ta hayvanları çok seven birisi.
Bazı insanlardan vefalı bu hayvanlar diyerek sohbet ettik. Kuzu Davut, sarımsak, sirke vesaire şeyler satan bir kardeşimiz. Hani derler ya adam gibi adam. İşte o adam Kuzu Davut. Mert, yiğit.
Hani derler ya kemiğini kemirtmez. Haksızlığa her zaman karşı çıkan, mert delikanlı arkadaş.
Şu anda inanın, öğle arasında anlattığım köpekler kapısında yiyecek bekliyor. Bu yazıyı merak edenler gitsin, Yozgat Hali’ne baksınlar, görürler. Bin gittim, gördüm.
Saygı ve sevgilerimle..