2019 sonu itibariyle kendisini hissettiren ve uzak ülke Çin’den sesi duyulan bu virüs belası bütün dünyayı sarstı geçti. Dalga dalga yayıldı içimize korku bıraktı. Yakalananların yaşadığı dehşet korku filmlerini aratmıyor gibiydi. Yaz ayı girer sıcaklar başlarsa geçer dediler, ama ne hikmetse çoğalarak devam etti.
Şüphesiz ki, Türkiye de Sağlık Bakanı Sayın Fahrettin Koca’nın gayret ve çabaları takdire şayandı. Ancak bu hastalık helasına onun çabaları da yetmedi! Türkiye bu süreci iyi yönetiyor diye sevindik, seviniyorduk gerçekten de öyle oldu!
Araya Kurban Bayramı girdi büyük şehirlerde yaşayan hemşehrilerimiz Anadolu’ya yayıldı. Ardından tatil dönemi girdi, kıştan ve virüsten bunaldık diyenler tatil bölgelerine akın etti, tatil beldeleri dolup taştı, denize girenler, çılgınca eğlenenler maskeyi, mesafeyi unutup hastalığı hızla yaygınlaştırdılar. Böylece sayın Sağlık Bakanı Fahrettin Kocanın ve ekibinin çabası da heba oldu gitti.
Ardından mevsimlik işçiler, ürün hasadı başladı, ardından düğünler, cenazeler, asker uğurlama şenlikleri derken herşey çığırından çıktı.Ne hijyen kaldı, ne sosyal mesafe ne de maske takma!...Ve salgın istediği ortamı buldu, hızla Anadolu’ya yayılmaya başladı! Birilerinin sağlık çalışanlarını alkışlaması da minarelerden dualar göndermesi de anlamsız kaldı.
Büyük şehirlerde yaşayan dostlarımız alınmasın ama Anadolu’ya bu virüsü onlar taşıdılar! Devlet ısrarla cenaze, düğün, tatil ve asker uğurlamasına dikkat dedikçe bizim vatandaşımız bu uyarılara tınmadı!
Uyarıları sadece ocağına ateş düşen yakınları virüsten hastalanıp ölemler dinler oldu. Çünkü onlar hastalığın dehşetini yaşadılar, yakınlarının çırpınarak ölüşüne şahit oldular. Bir yudum nefes için ne denli çırpındıklarını görüp ürperdiler, korktular ve bu dehşeti duyurmaya çalıştılar!..
Toplumun bir kısmı devleti dinliyor, hastalığın dehşetini hissediyor ve son derece dikkat edip kurallara uyuyor. Ama bir kısmı bunun farkında değil, umursamaz adam bana bir şey olmaz diyor, hatta çok normal karşılıyor, çünkü henüz ölümün dehşetini görmedi. Bunlar duyarsız, adam sendeciler!
Toplumun bir kısmı da muhalefet taraftarı, işi inadına ciddiye almıyor, hatta virüs çok daha yayılsın devlet bocalasın, hükümet çaresiz kalsın, halk sokağa dökülsün derdinde! Virüs bahanedir deyip devlete, devlet adamlarına küfreden zavallıları da gördük. Allah ıslah etsin. Hatta bazıları kurallara ısrarla uymayarak hastalığın yayılmasını bekliyorlar !
Ha bide Yahudi zihniyeti var: Neymiş efendim, dünya nüfusu çok fazla imiş çağımız bunu taşıyamıyormuş, ölümler artırılıp nüfusun azaltılması lazımmış! şu ahlaksızlığa, şu rezalete ve caniliğe bakın; ulan pezevenkler bu insanların rızkını siz mi veriyorsunuz? Sizin yaşama hakkınız kadar garip gurabanın da yaşama hakkı var? Bunlar insanlık düşmanı Yahudi zihniyetinde olanlar !...
Sözün özü dostlar bizler ikinci dalgaya kaldık, umutlarımızda bahara kaldı. Yani aşının bulunmasına ya da Rabbimin bu felaketi üzerimizden kaldırmasına, def etmesine...Şimdiler de maalesef Yozgat ikinci dalganın esiri. Çember daralıyor dostlar haberiniz olsun! Ölümün nefesi ensemizde!..
Şimdilik hastalığın çaresi yok! Ama tedbirin ve hastalıktan uzak kalışın çaresi var; o da belli: Maskeyi takmak, kalabalıklar dan uzak durmak, sosyal mesafeyi korumak, elle temastan kaçınmak! Ve temizlik hijyen kurallarına uymak! Tabii bir de hastalığı önemsemek, kendimizi, ailemizi ve çevremizi bu virüsten korumak için seferber olmak. Gerisi Allah’a kalmış, sen tedbirini al takdiri Yaratana bırak sağlıklı günler dileğimle!
( Not dün Kayseri üniversite hastanesinde idik, sağlık personelinin son derece titiz, teyakuzda ve tedirgin çalıştıklarına tanık olduk. Onların ifadesi durum ciddi, tedbirden başka çözüm yok..)