Trafik, belki de en görünmez yüzümüzü gösterdiğimiz, en olmaz dünyamızı yansıttığımız, çöpe atacağımız problemleri ayyuka çıkardığımız, kendimizi tanıyamaz hale geldiğimiz bir yaşam alanı.
Maalesef ülkemizde “nezaket” ve “kural” kavramları trafik denilen hayatın en önemli parçasında geçerliliğini kaybedebiliyor.
İnsan olmanın özellikleri yerini farklı ama çok farklı duygu dünyasına ulaşabiliyor.
İçişleri Bakanlığı son dönemde hayatımızın hiç olmayacak kadar değişime uğradığımız alanı, trafikle ilgili önemli bir sosyal sorumluluk projesine imza attı.
Yozgat’ta valilik, ilçelerde kaymakamlıklar, belediyeler aracılığı ile yürütülen çalışmanın adı “Kırmızı çizgimizi çiziyoruz.”
Yayaların geçiş üstünlüğüne dikkat çekmek amacıyla yapılan anlamlı bir çalışma.
Tesiri hangi ölçüde oldu ya da olur derseniz yanıtım; bir insan, ya da bir çocuk bu mesajı alsa, hayatına tatbik etse o da kardır.
Fakat yaşadığımız dünyaya baktığımızda aslında kırmızı çizgilerimizin olmadığı gerçeği ile karşılaşıyoruz.
Yozgat özelinden konuşmak isterdim ama trafik maalesef sadece yaşadığımız şehrin değil tüm Türkiye’nin problemi.
Tahammül sınırları alt üst oluyor.
Tahammülsüzlük nezaketi bitirirken zaten kural denilen kavram alt üst oluyor.
Trafikte kimi zaman sürücüsünü görmediğimiz otomobilin ardından neler neler söylemiyoruz ki. Bazı zamanlar aynı candan, aynı kandan olduğumuz insanların değerlerine (bilmeden) hakaretler savurabiliyoruz.
Evet evet, trafikte karşılıklı hakaretler savuran ancak yan yana geldiğinde dost, arkadaş ve dahi akraba olduğunu görünce şoke olan insanlarız.
Yaya geçitlerine çizilen çizgi, aslında hayatımızdan silip attığımız kırmızı çizginin ta kendisi.
Trafikte basit hatalardan ya da sabırsızlığımızdan kaynaklı kavgalar, hatta savaşları izliyoruz her akşam.
İnsanlığımızı, merhameti, nezaketi, kuralları alt üst ediyor, yıkıp dağıtıyoruz.
Trafik, hayatımızın önemli kısmını geçirdiğimiz bir alandan oluşuyor. Bu alanda bir birimize karşı ortaya koyduğumuz tutum, insanlığın bittiği nokta.
Trafik üzerine inanın sayfalar dolusu konuşsak az gelir.
Ne diyelim, nezaket ve kural mesajı verelim. Kırmızı çizgileri önce gönül dünyamıza çizelim, hayatımızın çizgisi şaşmasın.