Avrupa 19. Asır biterken cihan harbinin kurşuni çehresiyle gölgelenir. Enkaza benzeyen coğrafyalarda devrik krallar, parçalanmış tahtlar, milliyetçi vaazlar veren antropoloji kürsüleri, kolonizasyon katliamları, hümanist manifestolar, akademiler, fabrikalar, ticarethaneler ve birbirleriyle alakası olmayan, tasnif edilmemiş bir müze koleksiyonuna benzeyen Avrupa 19. Asır biterken cihan harbinin kurşuni çehresiyle gölgelenir.
Enkaza benzeyen coğrafyalarda devrik krallar, parçalanmış tahtlar, milliyetçi vaazlar veren antropoloji kürsüleri, kolonizasyon katliamları, hümanist manifestolar, akademiler, fabrikalar, ticarethaneler ve birbirleriyle alakası olmayan, tasnif edilmemiş bir müze koleksiyonuna benzeyen yüzlerce fikir ve sima, farklı nağmelerden dökülen farklı seslerle bir kakofoni (anlaşılması zor ses) icra eder.
Teknolojik terakki, devasa toplarla, krom tüfeklerle, madeni canavarlara benzeyen zırhlı tanklarla kıtayı baştan başa dolaşır.
Cemiyetlerde mütemadiyen methedilen insan ve özne, yazılı tarihte ilk kez ve yirminci asrın strüktüralistlerince( yapısalcılık) tasfiye edileceği için son kez felsefenin merkezine yerleşir. Felsefi, içtimai, siyasi münakaşalar insanların boğazlandığı infiallere döner. Marx, Bakunin’e das kapital fırlatır mesela.
Proudhon komünistlerden nefret ettiğini söyler. İktidarlar muhaliflerin boynundaki zincirleri sıkmaya devam ederken Londra’da, Amsterdam’da, Paris’te tertiplenen anarşizm kongreleri devlet memurlarının katline kanaat getirir. Avrupa akkor haline gelmiş; etrafına çember yayılan bir yangın yerine benzer.
Çelik çığlıklarla devam eden bu cehennemi devrin en ihtiraslı seslerinden biri İstanbul’da doğar. Tevfik Fikret.
Anarşizmin tüm mevcudiyetine mısralarında hayat verir. 2.Abdülhamit’i hedefleyen suikast girişimini takiben kalemine sarılır; Sonra ittihat gelir Fikret yine katillerden, darbelerden, zulümlerden bahseder. Fikret’in kalemi her şeye karşıdır. Mesela zafer alaylarını ucubelere benzetir, mukaddes kitapların yarınlarda yırtılacağını ümit eder, hatta ‘sis’ şiiriyle İstanbul’u ebediyen lanetler…
Tevfik Fikret mana için ahengi bile ihmal ettiği şiirleriyle beşeriyete seslenir. Onun üslubu, kudretini, muhayyel bir ahenkten değil, Dünya’ya vaad edilmiş bir davetten alır. ‘Farklı’ tarzıyla İstanbul’da yeni edebiyatın başını çekenlerden olur…
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.