Yokluk beni mecbur etti
Gurbeti ben mi yarattım
Her şeyimi aldı gitti
Gurbeti ben mi yarattım
Akşam olur gölge basar
Umuduma yeller eser
Yokluk imkanımı keser
Gurbeti ben mi yarattım
Akarsu sılayı anma
Bu ayrılık geçti sanma
Çaresizdim geldim amma
Gurbeti ben mi yarattım
Ne türküler söylendi, şiirler yazıldı, ağıtlar dile geldi gurbete dair.
Şüphesiz ne yazılırsa yazılsın gurbeti yaşayan bir kalp kadar anlayamaz anlatamaz hiçbir edebiyatçı ve halk ozanı.
Onlar da diyar-ı gurbeti zorunlu istikamet belirledikleri zaman diliminden günümüze yıllar geldi geçti.
Zaman gurbet anlayışını da sılaya bakışı da değiştirdi.
Yozgat gibi göçün en derin şekilde yaşandığı şehirler için yaz mevsimi gurbetçi sezonunun açıldığı zaman dilimlerini de işaret eder.
Fakat o zaman dilimi artık Yozgat’a gurbetçiyi değil tozunu getiriyor.
50’li yılların gurbetçileri yaşlandıkça memleket aşkları da yaşlanıyor.
Gücü yetenler geliyor, gelenler de bir aylık tatil diliminin bir bilemediniz iki haftasını memleketine ayırabiliyor.
Sılaya yolculuk daha çok tatil yörelerine götürüyor gurbetçiyi.
Gurbet ile sıla arasındaki köprüler maalesef yıkılmış.
Gönülden gönle yollar patikalaşmış.
Çocukların tatil arzusu karşısında yenik kalmış yorgun kalpler.
Artık Yozgat, yazları sıla ziyaretinin değil birkaç günlük şipşak ziyaretlerin durağı olmuş.
Zaman gurbete bakış açımızı köreltirken sılaya karşı duygularımızı da sanallaştırmış sanki.
Sözün özü, gurbetten sılaya hasret duygularına bir haller oldu.
Güneş, deniz, kum ve bol uyku olmuş memleket yolculuğunun ardı.
Ne kağnı gıcırtılarının arasında kalmış yıllar, ne toprak kokulu bahçelerde yaşanmışlıklar, ne de o toprağın altındaki ecdat çok fazla bir şey ifade etmiyor.
Çocukları getiremeyince büyükler de gelmez olmuş.
Sınırda girip toprağı öpen dudaklar, artık ne o toprağa eğilip bakıyor ne de öpülesi ellere ulaşmanın heyecanı var.
Lütfen sözlerim alınganlık ve gönül kırılganlığına sebep olmasın.
Bir yerlerde her şeye rağmen toprağına vefanın manasına iman etmiş memleket sevdalılarımız da var.
Onları kesinlikle ayrı tutuyorum.
Bizimkisi gönül kırmaktan ziyade gurbetin gözden uzak ettiği gönül yorgunlarının hanelerine dokunabilmek.
Yoksa gelen de sağolsun gelmeyen de.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.