Ömer Tansel
Doğu Akdenizde gerilim ve Doğalgaz müjdesi
Türkiye bugün itibariyle Doğu Akdeniz de uyguladığı politikalar karşısında Mısır, İsrail, Lübnan, Yunanistan, Suriye, Güney Kıbrıs Rum Kesimi, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Filistin Yönetimi, Fransa, Rusya ve ABD ile karşı karşıya gelmiş durumda. Türkiye’nin bu derece yalnız kalmasının temel sebebi ise Türkiye’nin dış politikada konuşmak yerine sadece ve sadece kaba güce dayalı bir yaklaşımı benimsemiş olması. Oysa ki on yıl öncesine kadar Türkiye bölgesindeki her ülke ile konuşabilen bölgesel meselelerin çözümü noktasında arabulucu ülke konumda bulunan dış politikada itibarı hayli yüksek bir ülke konumunda bulunuyordu. Türkiye’yi on yıl önce bu derece önemli ve değerli kılan askeri gücü değil kurduğu dostluk ilişkileri ve her daim sorunların çözümünde diplomasi öncelemesi idi. Bugün ki duruma baktığımızda dünyada ve bölgede Türkiye’ye dönük bakış açısının tam tersi biçimde dönüştüğüne şahit olmaktayız. Libya’da ateşkes ilanı sonrasında diplomasiye dönüş için yeni bir fırsat doğabilir. Libya için Mısır ile savaş herkesin kaybedeceği tehlikeli bir oyun iken diplomasinin yeniden hatırlanması bu açıdan Libya için savaş ihtimalini ortadan kaldırabilir. Yunanistan- Türkiye gerilimi ise her iki ülkenin de NATO üyesi olması sebebiyle büyük bir savaşa evrimle ihtimali olmamakla birlikte bir müddet daha devam edecektir. Türkiye acilen diplomasiye geri dönmeli başta Mısır diplomatik ilişkileri yeniden kurmalı ve bunun arkasından ise Suriye,İsrail ve Yunanistan ile tekrar masaya oturmalıdır. Türkiye diplomasiye geri dönmez ve bugün olduğu üzere donanmaya dayalı bir askeri strateji yürütmeye devam ettiği müddetçe kendisine Doğu Akdeniz ‘de ne kendisi ne de komşuları için huzur ve güven tesis edilemeyecektir. Bu noktada Türkiye ‘nin Karadeniz’de bulduğu doğalgaz rezervi meselesine de soğukkanlı bir biçimde yaklaşmak durumundayız. Petrole ve doğalgaz’a dayalı ekonominin yerini önümüzdeki 20 yıl içinde güneş ve rüzgar’a dayalı yenilenebilir enerji alacak iken halen doğu Akdeniz ve Karadeniz ‘de doğalgaz aramanın hikmeti nedir? Türkiye şu anda enerji üretiminin %13 ‘ünü güneş ve rüzgardan karşılaşmakla birlikte bu asla Türkiye için yeterli değildir. Türkiye yüz de yüz yenilenebilir enerji ile elektrik üretebilecek potansiyele sahip nadir ülkelerden biridir. Güneşten nasibini asla alamamış olan Almanya şu anda elektrik enerjisinin %50 ‘sini güneş ve rüzgardan temin etmektedir. Avrupa birliği ülkeleri 2050 yılında tüm Avrupa Birliği ekonomisinin enerji üretiminin yenilenebilir enerji yoluyla temin edilmesini hedeflemektedirler. Suudi Arabistan petrol çağının yirmi yıl içinde biteceğini bildiği için Kızıldeniz kıyısına neon adlı 500 milyar dolarlık yeni bir şehir inşa etmektedir. Bu şehrin en temel özelliği enerjisini güneş’ten elde edecek olmasıdır. Önümüzdeki 20 yıl içinde dünya üzerinde kullanılan milyarca araç elektrik teknolojisi yoluyla hareket edecek iken ve tüm dünya fosil yakıt kullanımının dünya ‘da etkisi her geçen yıl artan iklim krizini tetiklediğini ilan ederken Doğu Akdeniz ve Karadeniz’de doğalgaz peşine düşmek akıntıya karşı kürek çekmektir. Türkiye’nin bir an evvel mevcut enerji politikasını fosil yakıt temelli olmaktan çıkarıp güneş ve rüzgar enerjisini temele alan bir enerji politikasına geçmesi elzemdir. Her yıl var olan 54 Termik santral sebebiyle solunum yollarına bağlı yüz binlerce vatandaşını kaybeden Türkiye Termik santralleri medeni ülkelerin de planladığı üzere belli bir sürede kapatmalı ve bir numaralı halk sağlığı problemi olan hava kirliliğine bağlı ölümlerin önüne geçmelidir. Kanaatimce Türkiye için enerji alanında asıl müjde Türkiye’nin doğalgaz veya petrol bulması değil önümüzdeki 20 yıl içinde enerji ihtiyacının yüz de yüzünün güneş ve rüzgardan temin edileceğinin ilanı olacaktır.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.