Sırf mutlu olduğunu kendine inandırabilmek için fotoğrafçıya gidermiş Ziya Osman Saba. Çünkü fotoğrafçı ‘gülümseyin bayım’dermiş her defasında. Aslında çok yakınında olan dostlarımın, tanıdıklarımın kendilerini tepeden tırnağa kaplayan mutsuzluğa rağmen gülümsediklerini; böyle bir yeteneklerinin fazlasıyla var olduğunu sosyal medya hesaplarına yükledikleri fotoğraflarında görünce Ziya Osman Saba’nın bu anısı gelir hep aklıma. Belkide dostlarmı ve tanıdıklarımın içine kendimide dahil etmeliyim bir yerde. Çünnkü mutsuz insanların mutlu fotoğrafları veba salgını gibi yayıldığında bende oradaydım. Bu mesele üstünde uzun uzun düşündüm; kitaplarla, filmlerle, şarkılarla kendini hayallerden yapılma bir fanusun içinde avutan insanlara neden mutsuz olduğunun, neden gülümsemediğinin sorulması ve bunun mukabilinde mutsuz olduğunu başkalarının ağzından duyanların telaşla fanuslarını kırıp aynaya veya kameranın kadrajına doğru koşmasını…
Etrafımızda sessiz sedasız genişleyen boşluğu var gücümüzle kemirirken başkalarının yıllar, hatta yüzyıllar öncesinde yaşadıklarını da tekrar ediyoruz sanırım. Modern zamanları doyasıya yaşarken aslında kendimize dahi itiraf edemediğimiz, itinayla gizlediğimiz ama bir yolunu bulup ‘ben buradayım’ diye bas bas bağıran parçalanmaz bir yalnızlık ve mutsuzluk hali ile de sürekli muhatap halindeyiz. Niye bilmiyorum gülümsemek veya mutlu olduğumuzu, yalnız olmadığımızı cümle aleme duyurmak zorunda olduğumuz saplantısını aslında pek de yüz vermediğimiz o ışıltılı yalnızlığımızın ve dahi yüzümüzdeki bozulmamış hüznün yerine koymak bazen özsaygı kavramının neslinin tükeneceği korkusunu doğuruyor zihnimde. Bu tatlı şaşkınlıkla roman kahramanlarıyla konuşan Sadık Hidayet’in ölmeye karar verdiğini ilk olarak kedisine anlatan Mişima’nın kendi çektiği filmleri daima yalnız başına izleyen Fellini’nin veya okuduğu kitaplara göre yaşayan pek mahzun hayalperestlerin kıvamını tutturduğu bir hisse yaklaşmaktan söz ediyorum. Ya da uzağa en yakın yeri ararken buranın bizzat kitapların içinde olduğu gerçeğinden. Kısacası epey süredir, teknolojinin tüm zorlamalarına rağmen bizi özümüze döndürecek olan gücün yine sanat olacağı kanaatindeyim ki, benimle aynı fikirde olanların hiçte azımsanmayacak kadar çok olduğunu görüyorum.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.