Bu Fetö’cüler “Paralel devlet” olarak elde ettiği mahrem bilgileri Türkiye’nin aleyhinde kullansınlar diye yabancı devletlere peşkeş çekmekten imtina etmeyen, “‘Biz olmayacaksak Türkiye de olmasın”’ mantığıyla hareket eden bir gurup değil midir?. Fetö’cülerin servis ettiği söz konusu belgeler ambargonun delindiğini ispatlamaya yeter veya yetmez, ülkemiz bu işten zarar görür veya görmez, bu bir yana.
Türkiye devletinin gizli olması gereken bu belge ve bilgilerinin ABD ile paylaşılması ayrıca başlı başına bir ihanet değil midir? Siz bunları da görmüyor musunuz? Sizin dışınızda ve FETÖ haricinde de Türkiye’yi ABD’ye dövdürmek için yanıp tutuşan ulusalcı, milliyetçi, devrimci pek çok çevreler var. Bu nasıl bir milliyetçiliktir, bu nasıl bir devrimciliktir ki siz bir başka devlete karşı kendi devletinizin arkasında durmuyorsunuz.
Bakın eski Emekli Büyükelçi, CHP eski Milletvekili Şükrü Elekdağ çok önemli bir gözlemini paylaştı geçen gün. Dedi ki “Batı dünyası Zarrab davası üzerinden Cumhurbaşkanına karşı adeta bombardıman yapıyor. 65-66 yıllık dönem zarfında Türkiye’nin veya bir Türk liderinin ABD ve Batı medyası tarafından bu kadar ortaklaşa bir bombardımana tabi tutulduğunu görmedim”.
Burada bombardımana tutulan sadece Erdoğan mıdır yoksa Türkiye Cumhuriyeti midir? İyi düşünmek lazım. Siz şunu görmüyorsunuz, Türkiye gelişiyor ve güçleniyor, Eskiden olduğu gibi ne AB’nin ne de ABD’nin isteklerini emir telakki edip “emredersiniz” demiyor.
Monşer-Usta: Canım Cumhurbaşkanı da dilini tutsun biraz. Hiç düşünmüyorsunuz, neden ABD ile hasmane tutum içerisine girdik. Son 10 yıl öncesine kadar iki ülkenin arasından neredeyse su sızmıyordu, bugün soğuk savaş halindeyiz…
İsrail ile zıtlaşma, Cumhurbaşkanının İsrail karşıtı söylemleri yüzünden başladı. Bunun üzerine İsrail durur mu; saman altından su yürüterek Türkiye düşmanlığını körüklemeye kalktı, İsrail elbette kendini savunacak. ABD ile aramızın limoni hale gelmesi bu dönemde ortaya çıktı. Yahudi Lobisi harekete geçti, yönetimdeki Yahudi kökenli isimler başta Tramp’ın Yahudi damadı olmak üzere ABD Başkan ve etrafı üzerinde baskılı olmaya başladı. Tabii sonuç bu noktaya geldi. ABD’ye de o kadar diklenmenin bir manası var mıydı?. Suçu biraz da kendimizde aramalıyız.
Odgurmuş: Rıza Sarraf “ambargonun nasıl delindiğini” anlattıkça, FETÖ’ nün ABD’ye servis ettiği belgeler açıklandıkça, Halkbank’a milyarlarca dolarlık para cezası kesilmesi yahut Halkbank’ın uluslararası sistemden çıkarılması ihtimali kuvvetlendikçe ‘Oh olsun! İktidar yıpranıyor, belki de hükümet düşer, ülkede siyasi kriz çıkar’ diye sevinçten kuduranlar var.
Türkiye’nin iç hukukunu ilgilendiren rüşvet ve yolsuzluk iddialarını ayrı tutup, “Milli menfaatlerimizin New York’ta bir mahkemede ABD-FETÖ işbirliğiyle tehdit edilmesine sevinmek size yakışmaz” Bu bir şahsiyetsizliktir. Bu size ve sizin gibi devrimci, ulusalcı ve milliyetçi olarak bilinen hiç bir şahsiyete de yakışmaz.
Rıza Sarraf üzerinden ülkemize saldırılıp ceza kesilmeye çalışıldığını görmek istemiyorsunuz. Sizi anlamak mümkün değil.

* * *
(1)- “Monşer-Usta”: “Batı özentisi içinde olan”, “cehaletinden rahatsız olmayan”, biraz sağcı, biraz solcu, biraz ülkücü, biraz liberal, biraz Kemalist, biraz laik ve her halükarda halkını geri-sürü gören hayali bir şahsiyet
(2)- “Odgurmuş”: Kadim kitabımız Kutatgu Bilig’de “Kanaat-Akıbet” manasına gelen şahsiyet.