“Ne Arif olabildim, ne de Akif" sözü, insanın bir yanda kendi iç yolculuğunda aradığı bilgeliğe, diğer yanda da dış dünyada iz bırakan bir insan olmaya dair büyük bir çaba içinde olduğunu ifade eder. Ancak bu çaba, zamanla eksiklik ve yetersizlik hissiyle yüzleşmeye neden olur.

Arif ve Akif

  • Arif, tasavvufta ve bazı edebi geleneklerde "gerçek bilgiye sahip olan", "derinlikli bir anlayışa ulaşmış kişi" olarak tanımlanır. Arif, sadece bilgiye sahip değil, aynı zamanda o bilgiyi hayatında tatbik edebilen, içsel bir aydınlanma yaşamış kişidir. Onun yaşamı, bir nevi arayış ve farkındalıkla şekillenir.
  • Akif ise, tıpkı yazar Akif Reçber’in kendisi gibi, derin bir düşünce dünyasına sahip, ancak aynı zamanda dış dünyada da iz bırakmayı, anlamlı bir şeyler söylemeyi isteyen bir kişiyi temsil eder. Akif, bireysel düşüncelerin ötesinde, insanlık ve toplumsal meseleler hakkında da söz sahibi olma isteğini taşır. Kendisini ve çevresini derinlemesine sorgular.

Ne Arif olabildim, ne de Akif

Bu söz, bir insanın hem içsel arayışta hem de toplumsal düzeyde anlamlı bir şeyler ortaya koyma çabasının yeterli olmadığını düşündüğünde söylenmiş gibi görünüyor. Bu, bir anlamda insanın hem içsel olarak eksik olduğunu hissetmesi hem de dünyaya kattıklarının yetersizliğini düşündüğünde ortaya çıkan bir çıkmazı ifade eder.

Arif olamamak, ruhsal olgunluğa ve bilgeliğe ulaşamamak demektir. Yani, insan ne kendi içindeki derinliklere inebilmiş, ne de ruhsal açıdan olgunlaşabilmiştir. Akif olamamak ise, belki de bir insanın çevresine, dünyaya ve topluma bir şeyler katma konusunda kendisini yetersiz hissetmesidir. Belki de kişisel gelişiminin dışa yansıması noktasında beklediği etkiyi bulamamaktır. Akif olamamak, sadece kendi hayatına değil, topluma da anlamlı bir iz bırakma noktasında eksiklik duygusudur.

Bir Yazarın İçsel Çelişkisi

Bu tür bir sözü yazan bir kişi, genellikle çok şey aramış ve peşinden gitmiştir. Fakat bu arayışlar sırasında, içsel dünyasında bir boşluk hissi oluşur. "Arif olamamak" ve "Akif olamamak" bir arayışın sonunda karşılaşılan bir tür duygusal tükenmişliği, tatminsizliği ifade eder.

Bu tür düşünceler, bazen insanın ideallerine ulaşamaması, toplumun beklentilerine karşılık verememesi ya da ruhsal bir olgunluğa ulaşamaması nedeniyle oluşur. Bir insan, ne kadar çok şey öğrenirse öğrensin, dış dünyada ne kadar çok şey yaparsa yapsın, hep bir eksiklik hissiyle karşı karşıya kalabilir.

Derinlemesine Bir Anlam Çıkarmak

Hayatta her insanın idealine ulaşmak gibi bir amacı olabilir, fakat insanın gerçek potansiyeline ulaşması ve bu potansiyeli dış dünyaya yansıtması zorlu bir süreçtir. Bu söz, bir anlamda, insanın arayışlarının ve çabalarının sonunda karşılaştığı gerçekliği gösteriyor: Bazen hedeflerimize ulaşamıyoruz, çünkü bizler de aslında bir yolculuktayız ve tam olarak bir "son"a ulaşamayabiliriz.

Aynı zamanda bu söz, insanın sadece kendi iç yolculuğunda değil, toplumsal anlamda da iz bırakma isteğinin ve bazen karşılaştığı yetersizlik hissinin bir dışavurumudur.

Akif Reçber'in Bu Sözdeki Duruşu

Akif Reçber'in edebi perspektifinde, "Ne Arif olabildim, ne de Akif" diyerek insanın hem içsel anlamda hem de toplumsal düzeyde tamamlanamama duygusunu dile getiriyor olabilir. Bazen insan, ne kadar çaba gösterirse göstersin, hem kendini hem de toplumu iyileştirme noktasında yetersiz hissedebilir. Belki de bu duygusal çıkmaz, insanın "tam" ve "mükemmel" olma çabasının bir parçasıdır.