Hüsnü Karabulut

Hüsnü Karabulut

Çelikten İrade; 15 Temmuz’da Tankları Yenen Asıl Ruh Millet İradesinin Çelikleştiği 15 Temmuz

İnsanlık tarihi, milletlerin istiklal mücadeleleriyle doludur; ancak bir milletin, kendi devlet aygıtını işgal eden gizli bir ur gibi büyümüş hain şebekeye karşı çıplak elleriyle yazdığı destan çok nadirdir. 15 Temmuz 2016 gecesi, Türkiye Cumhuriyeti tam olarak böyle bir varoluş sınavından geçti. Kökleri dışarıda, ipleri emperyalist odakların elinde olan hain Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ), on yıllardır sürdürdüğü sinsi planın son perdesini sahneye koymaya çalıştı. Yıllarca dindarlık, eğitim ve hizmet maskesi takarak devletin en kılcal damarlarına; yargıya, emniyete, mülkiyete ve nihayetinde göz bebeğimiz Türk Silahlı Kuvvetleri’ne sızan bu yapı, o karanlık gecede maskesini tamamen düşürdü. Amaç sıradan bir yönetim değişikliği değil, ülkeyi küresel güçlerin mandası haline getirecek topyekun bir iç savaş ve istila provasıydı.
O gece saatler ilerledikçe, bu aziz milletin vergileriyle alınan tanklar meydanlara sürüldü, jetler kendi insanını bombaladı, millî iradenin tecelligahı olan Türkiye Büyük Millet Meclisi hainlerin hedefi oldu. Namlular, silahsız ve masum vatandaşlara doğrultulduğunda, şer odaklarının hesaba katmadığı, bu toprakların genetik kodlarında saklı olan asil ruh ve sarsılmaz feraset devreye girdi. Cumhurbaşkanımızın çağrısıyla meydanlara akın eden milyonlar, sadece bir darbe girişimini değil, küresel bir tezgahı da paramparça etti.
15 Temmuz’un en büyük mucizesi, Türk milletinin o gece sergilediği muazzam sosyolojik birliktelikti. Sokaklara çıkan, meydanları dolduran, canı pahasına köprüleri tutan kitlelerin arasında hiçbir ayrım yoktu. Doğulusu, batılısı, kuzeylisi, güneylisiyle; ideolojik farklılıklarını, siyasi kimliklerini, etnik kökenlerini ve mezhepsel aidiyetlerini bir kenara bırakan milyonlar, tek bir ülkü etrafında çelikten bir duvar ördü. O gece meydanlarda sağcı-solcu, şu partili-bu partili yoktu; sadece ve sadece istiklaline, namusuna ve geleceğine aşık tek bir millet vardı. Doğu’daki bir köy korucusunun yüreğindeki sızı ile Batı’daki bir üniversite öğrencisinin öfkesi aynı meydanda birleşti. Bu, vatan söz konusu olduğunda Türk milletinin nasıl tek bir bedene dönüştüğünün tarihi vesikası oldu.
Bu şanlı zafer, hiç şüphesiz canlarını gözünü kırpmadan feda eden aziz şehitlerimizin ve göğsünü siper eden kahraman gazilerimizin asil duruşuyla kazanıldı. Ömer Halisdemir’in ilk kurşunundaki adanmışlık, Boğaziçi Köprüsü’nde tankların üzerine yürüyen Akif Kapaklı’nın cesareti, jetlerin kalkışını engellemek için ekinlerini yakan Kazan köylüsünün basireti bu toprakların asla boyunduruk altına alınamayacağının kanıtıdır. Tankların önüne yatan feraset, kurşunlara karşı yürüyen cesaret, emperyalizmin modern silahlarının inanç karşısında nasıl dize geleceğini tüm dünyaya bir kez daha gösterdi.
15 Temmuz, sadece geçmiş bir tehlikenin bertaraf edilişi değil, milletin kendi kaderini eline aldığı ve iradesini hiçbir vesayete, hiçbir işbirlikçiye teslim etmeyeceğini yedi düvele ilan ettiği tarihi bir milattır. Bu şanlı direnişin üzerinden geçen yıllar, bizlere o gece meydanlarda kurulan ruhu diri tutma sorumluluğunu yüklüyor. Uyanık olmak, devletin kurumlarını bu sinsi yapılardan temiz tutmak ve millî birliği her şeyin üzerinde tutmak şehitlerimize olan en büyük borcumuzdur.
Bu vesileyle, vatan toprağını canlarıyla sulayarak bizlere bağımsız bir gelecek bırakan aziz şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyor, gazilerimize minnet, şükran ve acil afiyetler sunuyoruz. Milletimizin feraseti, birliği ve sarsılmaz iradesi ebediyen daim olsun..!!

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Hüsnü Karabulut Arşivi