Dert bir mi?
Ya dert geçim sıkıntısı mı?
Bir derdim var sadece geçim sıkıntısı mı demeli yoksa daha modelli yaşamlar mı?
Pandemi sürecinden dolayı dünyanın başı dönmüş, dengesini kaybetmiş, rutinden çıkmış düzencenin içinde.
Devasa şirketlere şok etkisi, para sermayelerine hayatlarında göremeyecekleri, orta ve alt gelir grubu vatandaşa ise zaten alışık oldukları zorluğu getirdi covid19.
Dünyanın böylesine etkilendiği bir sürçte Türkiye’yi ve Yozgat’ı teyet geçmesi beklenemezdi.
Bitti bitecek, kısıtlama günlerine dönmeyeceğiz derken mevsim kışa yaşam ise donma noktasına gelecek kısıtlamalara gebe.
Servis şoförü kontak açmamış, berber, kuaför korkudan gelemeyen müşterilerini arar olmuş, kimi işsiz kalmış kimi ise naçardan öylesine çalışıyor.
Zorun ötesinde varlık ve yokluk arasında bir süreç.
Devletimiz ‘Biz bize yeteriz’ diyerek başlattığı dayanışma kampanyası ile çözüm üretmeye çalışıyor.
Dünyanın/insanlığın kendine yetmediği pandemi sürecinde ‘biz bize yeter miyiz’ mücadelesi verdik/veriyoruz.
Peki biz bize yettik mi?
Sanırım bu sorunun yanıtı döviz savaşlarında gizli.
Bu öyle bir savaş ki, bir gecede fakir bir gece olağanüstü zenginsiniz.
İki katına çıkan konut ve otomobil fiyatları; tek başına ekonomik krizin değil içimizdeki fırsatçıların ekonomiye yansıması oldu.
Otomobilini iki kat fiyatla satmanın mutluluğunu yaşayan beyhude dünyalar, alacağı yeni otomobilin fiyatını hesap etmedi ya da etmek istemiyor görüntüsünde.
Zengini daha zengin fakiri kaderine mahkum kılan bir dünya düzeni.
Sanırım bu dünyada fatura ödeyenler ile ödetenler yaşadıklarımız ne olursa olsun farklı farklı kulvarlarda yer alıyorlar.
Olsun dedik, biz bize yeteriz düsturu ile mücadele etmeye devam ediyoruz (da) kıymetli dostlar…
Lakin ortada garip bir problem var, yaşantılarını lükse, markaya başlamış, inadına moda, inadına cilalı insan profillerinde bir değişim yok.
En özellikli cep telefonu, en marka otomobil, en ala mobilya, düğününde üst limitten altın, ve daha farklı marka ve modelli hayat arayışında olanlarımızda geri vites yok!
Bir zamanlar gayesi sadece yaşamak, yani ekmek olan insanlığımızın derdi geçimdi.
Şimdi dert kenarda kaldı, lüks yaşam tarzı oldu.
Dert ve lüks yaşama arzusunun ayrıldığı bir dünyada ‘derdimiz geçim sıkıntısı’ der isek Allah’ın gücüne gitmez mi?
Evet, ekonomi darboğazda.
Zorun ötesinde imtihan vesilesi günlere gark oluyor, yarının ne getireceğinden bir haberiz.
Ama kaygılarımız sümenaltı.
Derdimiz şekil değiştirmiş!
Bir ekmek bir hırka bir sıcak yuva devrini çoktan kapatmış insanlığımız.
Ve bu durum Yozgat gibi Anadolu kentlerini de geri dönüşü olmayan, şifasının mümkünü bulunmayan bir hastalık misali.
Son dönemde haberlerin ekonomi bölümlerinde vatandaşa ‘ekonomideki kötü gidiş’ soruluyor.
Ben de olsam ekonomiyi kötüye götüren covid19 virüsünü değil içimizdeki daha lüks yaşama arzusunun neden olduğu doyumsuzluğu, hastalığı, dünya kriz yaşarken bizdeki beyhude arayışları sorardım.
Hülasa dostlar, dert dert de, ne dert eski dert ne de bizdeki yaşam biçimi eski bizi yansıtıyor.