Ankara’da bir atama haberi düştü gündeme. Ankara Büyükşehir Belediyesi bünyesindeki İnsan Kaynakları A.Ş. Genel Müdürlüğü görevine Yozgatlı bir isim, Şahin Bozdemir getirildi.
İsmi duyunca yüzümde bir tebessüm oluştu.
Çünkü mesele sadece bir bürokratik atama değil.
Mesele, memleketle bağını koparmamış bir insanın bir makamda yer almasıdır.
Şahin Bozdemir’i tanıyan bilir.
CHP milletvekilliği döneminde Ali Keven’e danışmanlık yaptı. Siyasetin mutfağında bulundu. Ankara’yı, bürokrasiyi, insan ilişkilerini öğrendi. Ama ne öğrendiyse kendini büyütmek için değil, insan kalmak için kullandı.
İyi bir Yozgatlı.
İyi bir Akdağmadenli.
İyi bir insan.
Ve evet, iyi bir CHP’li.
Benim için sıralama böyle.
Tanıdığım günden bu tarafa örnek duruşu ile gönlümde farklı bir yere sahip oldu. Sadece siyasi kimliğiyle değil; hal ve hareketiyle, insana yaklaşımıyla, memleket meselesine bakışıyla.
Bizim yıllardır dilimize pelesenk olmuş bir söz vardır:
“Uzayan kol bizden olsun.”
Doğrudur.
Memleket evladının bir yerde olması insanı sevindirir. Gurur verir. Ankara’da, İstanbul’da, dünyanın herhangi bir köşesinde bir Yozgatlı’nın iz bırakması hepimizin göğsünü kabartır.
Ben de meslek hayatım boyunca Türkiye’nin ve dünyanın farklı diyarlarındaki Yozgatlılarla tanıştım. Her biri ayrı bir hikaye, ayrı bir başarı, ayrı bir mücadele… Onların varlığı mesleğimde mihenk taşı oldu.
Yaklaşık beş yıldır da Ankara’dayız. Kızılay’daki ofisimizde, stüdyomuzda hemşehrilerimizle daha iç içeyiz. Çay masalarında dert dinledik, makam odalarında projeler konuştuk, sokakta omuz omuza yürüdük.
Hayat, gerçekten bir üniversite gibi.
Dersi bazen ağır.
Sınavı bazen acımasız.
Ama öğretici.
Ve özellikle son beş yılda şunu çok net gördüm:
Evet, uzayan kol bizden olsun…
Ama mümkünse “Yozgatlı olsun da çamurdan” olmasın.
Çünkü çamurun kimseye faydası yok.
Makamı, mevkii, serveti ne olursa olsun; eğer insanın içinde memleket diye bir sızı yoksa, Yozgatlılık diye bir aidiyet taşımıyorsa, sadece nüfus kağıdında yazan bir isimden ibarettir o bağ.
Ankara’da yaklaşık bir milyonluk bir nüfustan söz ediyoruz. Büyük bir güç, büyük bir potansiyel. Ama siyasette, yerel yönetimlerde, bürokraside etkin ve yetkin olamayışımızın sebeplerinden biri de tam burada saklı değil mi?
Birbirini yukarı çeken değil, aşağı çeken bir anlayış…
Memleket kimliğini sahiplenmek yerine, onu sadece gerektiğinde hatırlayan bir duruş…
Çamur duruşu budur işte.
Memleketin imajına zarar veren, Yozgatlı kimliğini ayaklar altına alan tavır budur.
Oysa biz başka bir şeyin çocuklarıyız.
Bozkırın rüzgarını yüzünde hisseden, toprağın kokusunu bilen, ekmeği bölüşmeyi ayıp saymayan insanların torunlarıyız.
Allah insanı topraktan yarattı.
Toprak berekettir.
Toprak üretir.
Toprak sabreder.
Ama “git çamur ol” demedi insana.
“İnsan ol” dedi.
O halde soruyorum:
Çamurdan Yozgatlılıktan ne bekliyoruz?
Hangi fayda, memleketin yarasına merhem olur?
Eğer bir Yozgatlı bir makama geliyorsa; önce adaletiyle, sonra liyakatiyle, sonra da memleketine duyduğu sevdayla anılmalı.
Şahin Bozdemir’e yeni görevinde başarı diliyorum.
Dileğim şu:
Uzayan kol bizden olsun…
Ama o kol; temiz, sağlam, vefalı ve insan olsun.
Çünkü memleketi ayağa kaldıracak olan çamur değil; karakterdir.