Ramazan her şehirde güzeldir ama Yozgat’ta bambaşkadır.
Çünkü bu şehirde Ramazan yalnızca bir ay değil, bir ruh halidir. Bir sofranın etrafında toplanan aile, bir kapının sessizce bırakılan yardım kolisi, bir mahallenin aynı ezanla nefes almasıdır Ramazan. Bozok Yaylası’nın ortasında, kadim Anadolu ruhunun en sade ve en samimi hâli yaşanır bu mübarek ayda.
Yozgat’ta Ramazan, iftar saatinden çok önce başlar aslında. Evlerde hazırlıklar öğleden sonra başlar, mutfaklardan yükselen yemek kokuları mahalle aralarına karışır. Bir tencere fazla kaynar bu şehirde. Çünkü “komşu açken tok yatılmaz” anlayışı hala yaşayan bir gelenektir. Bu, sadece bir söz değil, Yozgat’ta bir hayat biçimidir.
İftar sofraları ise başlı başına bir kültürdür. Gösterişten uzak ama gönlü zengin sofralar kurulur. Bir tabak çorba, bir tas arabaşı ya da sıcak bir pide… Ama asıl doyuran yemek değil, birlikte olmanın verdiği huzurdur. Büyükler sofranın baş köşesinde, çocuklar heyecanla ezanı bekler. Ezan sesiyle birlikte açılan oruç, sadece bir ibadetin tamamlanması değil; sabrın, şükrün ve paylaşmanın yeniden hatırlanmasıdır.
Yozgat’ta Ramazan’ın en güçlü tarafı dayanışmadır. Bu şehirde kimsenin yalnız iftar açmasına gönül razı olmaz. Bir telefonla, bir davetle, bir kapı çalarak insanlar birbirini sofraya çağırır. İhtiyaç sahipleri sessizce gözetilir, yardımlar incitmeden ulaştırılır. Reklamı yapılmayan iyiliklerin şehridir Yozgat.
Teravih namazları ise ayrı bir maneviyat taşır. Camiler dolup taşar, saf tutan insanlar arasında makam, mevki, zenginlik ya da fakirlik ayrımı yoktur. Aynı secdede buluşan yürekler, aynı duaya amin der. Cami çıkışında yapılan sohbetler, edilen selamlar, paylaşılan çaylar Ramazan gecelerine sıcaklık katar. O sohbetlerde sadece din değil, hayat konuşulur; memleket konuşulur, hatıralar tazelenir.
Sahur vakitleri ise Yozgat’ta sessiz ama derin bir huzur taşır. Sokaklar sakin, evler aydınlıktır. Bir yandan çay demlenir, bir yandan yarının telaşı düşünülür. Ama en çok da şükür hissi vardır. Çünkü sahur, bu şehirde sadece yemek değil, niyet tazeleme vaktidir.
Kadim Anadolu ruhu, Ramazan’da Yozgat’ta daha görünür hâle gelir. Büyüklerin elini öpen gençler, yaşlıların kapısını çalan komşular, iftar sonrası yapılan gönül ziyaretleri bu ruhun yaşayan parçalarıdır. Modern hayatın hızına rağmen, Yozgat’ta Ramazan hâlâ yavaş, derin ve anlamlı yaşanır.
Belki büyük şehirlerde Ramazan kalabalıklar içinde yalnızlaşırken, Yozgat’ta insanlar birbirine daha çok yaklaşır. Çünkü burada Ramazan sadece bireysel bir ibadet değil, toplumsal bir birliktir. Aynı sofrada buluşan gönüller, aynı duada birleşen kalpler bu şehrin en büyük zenginliğidir.
Kısacası Yozgat’ta Ramazan, sadece bir ay değil; bir hatırlayıştır. Paylaşmayı, sabretmeyi, şükretmeyi ve en önemlisi insan olmayı hatırlayıştır. Bozkırın ortasında yükselen bu kadim Anadolu ruhu, Ramazan’la birlikte yeniden can bulur. Ve her yıl aynı cümle yeniden söylenir:
Yozgat’ta Ramazan gerçekten bir başkadır.
Ramazan aynınız mübarek, bedenleriniz sağlıklı kalpleriniz huzur dolu olsun!