Yozgat yine eğitimi konuşuyor. Ama bu kez mesele sadece deneme sınavı değil, sadece yardımcı kaynak değil, sadece bir yönetici meselesi de değil.
Asıl soru daha derin: Yozgat eğitimi neden Kırşehir’in gerisinde? Ve bu farkı kapatmak için gerçekten doğru yere mi bakıyoruz?
Hemen yanı başımızda Kırşehir var. Nüfus olarak benzer, sosyo-ekonomik şartlar olarak yakın. Ama üniversite yerleşme oranlarına, sınav başarı grafiklerine baktığınızda tablo farklı. Kırşehir istikrarlı biçimde üst sıralarda. Peki orada sihirli bir formül mü var? Yoksa biz yanlış soruları mı soruyoruz?
Şimdi dürüst olalım.
Bol bol deneme yaparsak…
Çok çeşitli ek kaynaklar alırsak…
Milli Eğitim Müdürü değişirse…
Gerçekten tablo kökten değişir mi?
Bugün Yozgat’ta yaşanan tartışma, veli-öğretmen-Milli Eğitim üçgeninde sıkışmış durumda. Bakanlığın kriterleri esas alındı. “Müfredat yeterlidir, Bakanlığın materyalleri kafidir” denildi. Kağıt üzerinde yanlış yok. Hatta disiplin var. Fakat sahadaki gerçek4 başka bir şey fısıldıyor: Türkiye’de sınav sistemi yalnızca müfredat bilgisiyle yürümüyor. Hız, pratik, çeşitlilik, strateji… Bunlar da işin içinde.
Ancak bir gerçeği daha konuşmadan ilerleyemeyiz.
Yozgat’ta eğitim, İsmail Altınkaynak’tan önce de deneme ve ek kaynak eksenliydi. Yıllardır öğrenciler testle büyüyor, kursla güçleniyor, özel dersle yarışa hazırlanıyordu. O sistem4 varken başımız göğe mi erdi? Hayır.
Demek ki mesele sadece deneme sayısı değil.
Mesele sistemin kendisi.
Her bakan değişiminde yönü değişen, her dört beş yılda bir yeniden yazılan, her toparlanma sürecinde bir nesli deney tahtasına çeviren bir eğitim yapısından söz ediyoruz. Asıl kırılma burada. Yozgat’taki tartışma da aslında bu güvensizliğin yansıması.
Şimdi biraz daha cesur sorular soralım.
Özel ders meselesi…
Bir doktorun hastasını özel muayenesine yönlendirmesi neyse, öğretmenin öğrencisini özel dersine yönlendirmesi de odur. Böyle bir durum var mı, yok mu? Varsa ne ölçekte?
Başarılı öğrenciler özellikle mi tercih ediliyor, “marka” isme zarar gelmesin diye?
Yozgat’ta maaşından fazla özel ders geliri olan öğretmen var mı, yok mu?
Bu sorular rahatsız edici olabilir. Ama konuşmadan düzelmez.
Devlet okulunda görev yapan bir öğretmenin, sistemin eksiklerini özel dersle telafi eden bir yapının parçası haline gelmesi etik midir? Deneme testlerinden, yardımcı kaynaklardan kimler kazanç sağlıyor? Eğitimde rant var mı, yok mu? Bunlar iftira soruları değil; şeffaflık sorularıdır.
Ey veliler…
Çocuğunuz gerçekten deneme azlığından mı geri kalıyor, yoksa motivasyon kaybından mı?
Ey öğretmenler…
Gerçekten sistem sizi zorluyor mu, yoksa biz de alışkanlıklarımızın konforunda mı kalıyoruz?
Ey deneme ve ek kaynak sürecinin mihmandarları…
Bu şehrin çocuklarını gerçekten ileri mi taşıyoruz, yoksa sadece daha çok test çözen ama daha az düşünen bir kuşak mı yetiştiriyoruz? Mesele ne kazanırım meselesi mi?
Kırşehir örneğine yeniden bakalım. Orada fark yalnızca kaynak değil. İstikrar, öğretmen sirkülasyonunun azlığı, okul içi koordinasyon, veli ile sağlıklı iletişim ve en önemlisi tartışmanın dipte değil açık zeminde yapılması.
Yozgat’ta ise gerginlik sessiz yaşanıyor. Veliler susuyor. Öğretmenler temkinli. Çocuklar ise bütün bu havayı içine çekiyor. Sınav motivasyonu en hızlı bozulan şeydir. Güven kaybı başarıyı kemirir.
İsmail Altınkaynak görevini mevzuata uygun yapmış olabilir. Müdür değişse bile, aynı yapı devam ederse sonuç değişir mi? Asıl soru bu.
Yozgat eğitimi bir kavşakta. Bu kavşakta suçu kişilere yüklemek kolay. Ama cesaret sistemi masaya yatırmaktır.
Hadi birlikte eğitime neşter vuralım.
Gerçek soruları soralım.
Şeffaflığı isteyelim.
Eşit başlangıç çizgisini savunalım.
Çünkü mesele deneme değil.
Mesele çocuklarımızın geleceği.