Dinî inanç, değer ve davranışların hayattan uzaklaştırılarak büyük bir hırsla dünyaya yönelmek anlamına gelen dünyevileşme, mü’min için gerçekten büyük bir tuzaktır. Çünkü dünyevileşme, Yüce Yaratıcı’yı unutarak dünyaya bağlanma, hiç ölmeyecekmiş gibi dünyaya kilitlenip kalmaktır. Peygamberimiz ne buyuruyor: “Hiç ölmeyecek gibi dünya için, yarın ölecek gibi ahiret için çalışın!”

Elbette insanın yaratılışında dünyevi nimetlere karşı arzu ve istek vardır. Bu gerçeği Rabbimiz Kur’anı Kerimin de şöyle ifade eder : “Kadınlara, çocuklara, altın ve gümüş (cinsin)den birikmiş hazinelere, soylu atlara, sığırlara ve arazilere yönelik dünyevî zevkler insanoğlu için çekici kılınmıştır. İşte bunlar dünya hayatının geçici menfaatleridir. Hâlbuki varılacak güzel yer, Allah’ın katındadır.” (Ali İmran Suresi- 3/14)

Peygamberimiz de şöyle buyuruyor: “Sevinin ve sizi daha da sevindirecek nimetleri bekleyin! Vallahi (bundan sonra) sizin için fakirlikten korkmam. Ancak ben sizden önceki ümmetlerin önüne dünya nimetlerinin yayıldığı gibi sizin önünüze de yayılıp onların o dünya (nimetleri) için yanıp tutuştukları gibi sizin de yanıp tutuşmanızdan ve bunun onları helâk ettiği gibi sizleri de helâk etmesinden korkarım.”

Müslümana yakışan dünya malını ne reddetmek ne de dünyevi arzulara tamah etmektir. Bilakis bize göre her türlü servet ve zenginlik, makam, mevki ve imkân birer imtihan vesilesidir. Onlarla Allah’ın rızasına nail olup cenneti kazanabileceğimiz gibi, aşırı tamahkârlık edip yaratılış gayemizden uzaklaşarak hüsrana uğrayanlardan da olabiliriz.

Bu imtihan sürecinde bizim için en önemli husus, dünyanın gelip geçici olduğunu, asıl ve ebedi hayatın ise âhiret hayatı olduğunu bilmek ve bunun farkında olmaktır. İnsanlık tarihine baktığımızda serveti, makam ve mevkileri ile dünyevîleşmenin sembolü olmuş Karun, Hâman, Nemrud gibi nice servet sahipleri inkarlarından dolayı helak olmuş, servet ve makamları onları kurtaramamıştır. Allah’ın salih kulları ise iki cihanda da kazançlı çıkmışlardır.

Cenabı Hak Ayeti kerimesinde buyuruyor: “Onlar, ne ticaretin ne de alışverişin kendilerini Allah’ı anmaktan, namaz kılmaktan ve zekât vermekten alıkoyamadığı insanlardır. Onlar kalplerin ve gözlerin allak bullak olduğu bir günden korkarlar.”(Nur Suresi, 24/ 37)

Şüphesiz ki, dünya malı mümine hayır ve iyilik de getirir. Çünkü böyle bir kimse dünya malına tamah etmeyerek, ahirete götüreceği asıl sermayenin sâlih ameller olduğunu çok iyi bilir ve Rabbine şükretmekten geri durmaz.

“Ey insanlar, hiç şüphesiz Allah'ın va’adi Hakk’tır, öyleyse dünya hayatı sizi aldatmasın ve aldatıcı da, sizi Allah ile aldatmasın. (Fatır Suresi Ayet-5)

Rabbimiz bizlere kanaat zenginliği, gönül tokluğu versin. İnfâk ederek şükrünü edâ edebileceğimiz, ahirette faydasını görebileceğimiz helâl ve temiz dünya malıyla bizi rızıklandırsın. Malı, mevki ve Serveti bulunca Rabbini inkar edenlerden eylemesin! İbadetleriniz kabul, dualarınız makbul Cumanız da Hayrolsun!