İnsan, sadece aklıyla değil; aynı zamanda edebi, hayâsı ve vicdanıyla insandır. Bu değerlerin başında ise utanma duygusu gelir. Utanmak, çoğu zaman yanlış anlaşılsa da aslında insanı yücelten, onu kötülüklerden alıkoyan en güçlü iç muhasebe mekanizmalarından biridir. Bu yüzden “insan utanmayı bilmeli” sözü, basit bir öğütten çok daha derin bir anlam taşır.
Utanmayı bilmeyen insan her türlü yaftayı mubah görür. Utanmayı bilmeyenler kendilerinden utanmadıkları gibi kimseden de utanmazlar. Arsız bir kişilik olup, o kişiliği ile mutlu mesut yaşar giderler utanmadan…
Utanma, insanın kendi nefsine karşı duyduğu saygının bir göstergesidir. Yanlış bir söz söylediğinde, haksızlık yaptığında ya da bir kalbi kırdığında içini saran o mahcubiyet hissi, aslında vicdanın konuşmasıdır. Eğer insan bu sesi susturur, utanmayı bir zayıflık olarak görürse; zamanla her türlü hatayı normalleştirmeye başlar. İşte bu noktada ahlâk zedelenir, toplum düzeni bozulur.
Günümüzde utanma duygusunun giderek zayıfladığına şahit oluyoruz. İnsanlar, eskiden yüz kızartan davranışları artık rahatlıkla sergileyebiliyor. Yalan söylemek, haksız kazanç elde etmek, başkalarının hakkını yemek ya da kırıcı olmak; çoğu zaman utanılacak bir durum olmaktan çıkmış gibi görünüyor. Oysa utanma, insanı bu yanlışlardan alıkoyan bir kalkandır. Bu kalkan kırıldığında, geriye sınırsız bir bencillik ve duyarsızlık kalır.
Utanmak aynı zamanda bir olgunluk işaretidir. Hatasını fark eden ve bundan dolayı mahcup olan insan, kendini geliştirmeye açık demektir. Çünkü utanma, insanı hatasını düzeltmeye sevk eder. Bu yönüyle utanmak, bir son değil; aksine daha iyi bir insan olmanın başlangıcıdır.
Ancak burada dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta vardır: Utanmak, insanı hayattan koparan, özgüvenini yok eden bir duyguya dönüşmemelidir. Aksine, insanı dengeleyen ve doğruya yönelten bir ölçü olmalıdır. Gereksiz yere her şeyden utanmak nasıl bir eksiklikse, hiçbir şeyden utanmamak da büyük bir tehlikedir.
Vesselam; insan, utanmayı bilmeli; nerede susacağını, nerede geri adım atacağını, nerede özür dilemesi gerektiğini idrak etmelidir. Çünkü utanma, insanın kendini koruyan içsel bir pusuladır. O pusula kaybolduğunda, insan yolunu da kaybeder. Bu yüzden utanmak bir eksiklik değil, aksine insanı insan yapan en kıymetli erdemlerden biridir.