İnsanın kalbini karartan en büyük duygulardan ikisi kin ve kibirdir. Bu iki duygu, insanın hem kendi iç dünyasını hem de çevresiyle olan ilişkilerini zehirler. Kin taşıyan bir kalp huzur bulamaz; kibir taşıyan bir insan ise gerçek değerini göremez. Çünkü kin insanı geçmişe zincirler, kibir ise gerçeği görmesini engeller.

Kin, insanın içinde büyüttüğü görünmez bir ateştir. İlk bakışta başkasına yönelmiş gibi görünse de aslında en çok insanın kendisini yakar. Sürekli geçmişte yaşanan kırgınlıkları düşünmek, kalpte ağır bir yük oluşturur. Oysa affetmek insanı hafifletir, kalbi ferahlatır ve ruhu özgürleştirir. Kin tutmak güç değil zayıflıktır; asıl güç affedebilmekte saklıdır.

Kibir ise insanın kendisini olduğundan büyük görmesidir. Kibirli insan, başkalarının değerini küçümser ve kendi hatalarını göremez. Bu yüzden kibir, insanı yalnızlaştırır. Çünkü insanlar kibirli bir kalbin yanında huzur bulamaz. Tarih boyunca nice güçlü görünen insanlar kibirleri yüzünden düşmüş, nice mütevazı insanlar ise tevazuları sayesinde gönüllerde taht kurmuştur.

Oysa insanı büyüten şey kin ve kibir değil; merhamet, tevazu ve affediciliktir. Tevazu sahibi bir insan hem Allah katında hem de insanların gönlünde değer kazanır. Kin yerine affetmeyi, kibir yerine alçakgönüllülüğü seçen insan ise hem dünyada huzur bulur hem de kalbini temiz tutar.

Unutmamak gerekir ki kin ve kibir kazandırmaz. Belki insana kısa süreli bir üstünlük hissi verebilir; fakat sonunda insanı yalnız bırakır ve kaybettirir. Asıl kazanç, temiz bir kalp ve huzurlu bir vicdandır.