Kemal Emre Akdere
Kentlilik bilinci
Kamusal alanlar, kent kültürünü oluşturan ve devamını sağlayan mekanlar olarak karşımıza çıkar. Bu mekânların oluşturulması da kentsel tasarımın konusudur.
Kentsel tasarımlarda önemle vurgulanan olgu mekan duygusu, bir yere bağlanma, insanlar ve o mekanlar arasında ki ilişki, zaman ve mekandaki değişimleri takdir etme, kültürünü, tarihini benimseme, kendini evinde gibi rahat hissetme anlamına gelmektedir.
Ekonomik yönden küreselleşme, yerel peyzajla, ekosistemle, tarihle, kültür ve toplumla bağlantısı olmayan kentsel çevre, mekan duygusunu zayıflatmaktadır.
Bir mekan oluşturulurken ‘anlam’ kavramı önem taşır. Kişilerin değişik amaçlarla gittikleri mekânlarda değişik anlamlar çıkarırlar. Anlam; inanış, kültürel yapı, dünya görüşü, felsefe, din vb. faktörlerinden etkilenmektedir. ‘Anlam’ kimliği destekler.
Belli yapılar belli nirengiler olarak değişik kültürlere değişik şeyler ifade eder. Tarihi bir kültürel miras kentliyi olumlu etkiler. Bu alanlardaki kamusal ve sosyal etkinlikler, kentlileri mekana çeker ve toplum ruhu oluşmasına, aidiyet ruhunun pekişmesine fayda sağlar.
Ayrıca kentteki kültürel mekanların varlığı ve kentlinin bu mekanları kullanma durumu kentlilik derecesini ortaya koyar, Tiyatroya, sinemaya, konsere, sergilere gitmek, kitap, gazete ve dergileri okumak çağdaş bir kentli ve toplum profilini belirler. Belediye başkanı Kazım Bey’in yıllardır çabaladığı, üzerine titrediği husus bu sanıyorum.
‘Kentlilik bilinci’ oluşturmak. Yaşımız çok yıllı olmadığından dolayı Yozgat’ın eski zamanlarını tarihi fotoğraflarından öğrenen biz gençler o zamanları seyredip iç çekeriz. Bizim çocukluğumuz kentlilik ila taşralı olma arasında sıkışan bir kentte ve zamanda geçti. Kalabalıkların; şehrin tarihten gelen zenginliğini, kat kat üstüne eklemlenmiş uygarlıklarını, onlara sahip çıkmadan, bir yabancı gibi yalnızca sezerek yaşanan hayat tarzlarının içinde… Burada verilecek çok örnek var aslında ama gerek yok zira bakmaktan ziyade görmeyi bilenler için her şey ortada kuru kuruya eleştirmeden biraz idrak etmek lazım.
Yozgat burayı yıllarca yöneten ‘şehrül eminler’ zamanında neredeydi geçtiğimiz sadece 4 yıl içinde nereye geldi ? Önceden dışarıdan şehrimize gelen insanlara Hayri İnal konağında kavurga yedirip yollarken şimdi konaklar içinde konak seçerek ve o konaklarda da sadece kavurga yiyerek değil tarih, edebiyat, kültür, tasavvuf, felsefe konuşarak zaman geçiriyoruz.
Kentlilik denen şey; tanıtım, marka vs uygulanması zor olan hadiseler değil, sadece vizyon isteyen ve o vizyonu eldeki olanaklarla maksimum şekilde değerlendirerek olacak şeyler. Çamlık milli parkı yavaş yavaş istediğimiz düzeye geliyor. Haftasonları çevre illerden bisiklet sürmeye gelen kişiler rota sormak için arıyorlar beni. Bu gelecek adına ümit verici bir şeydir. İmkan el verdiğince bunlar üstüne koya koya devam edecektir. Lafı çok uzatmaya gerek yok.’ Kent’ ve ‘kentlilik’ kavramlarını eleştirmeden önce sadece dışarıdan bir gözle izleyelim.
Unutmayalım bakmak idrakse eğer görmek idrakin idrakidir.
İdrakin idrakini keşfedebilmek ümidiyle.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.