Bugün evlilikler pamuk ipliğine değil, nefsin keyfine bağlanmıştır. Bir öfke anı, bir heves, bir fısıltı; yuvaları yerle bir etmeye yetiyor. Çünkü nikâh, Allah’ın huzurunda verilen ağır bir ahit olmaktan çıkarılmış, iki imzanın altına sıkıştırılmış sıradan bir sözleşmeye dönüştürülmüştür.
Oysa nikâh; “misâk-ı galîz”, yani ağır ve sağlam bir ahittir. Kolay kurulsun diye değil, kolay bozulmasın diye vardır. Ama bugün insanlar evlenirken sabrı değil, kaçış kapılarını; fedakârlığı değil, konforu; ahlâkı değil, hazlarını merkeze alıyor. Sonra da ilk imtihanda “anlaşamıyoruz” bahanesiyle dağılıyorlar.
Pamuk ipliğine bağlı evliliklerin temelinde iman zafiyeti vardır. Allah korkusunun olmadığı yerde sadakat, edebin olmadığı yerde iffet, sorumluluk bilincinin olmadığı yerde aile olmaz. Eşine tahammül edemeyen, diline sahip çıkamayan, evini değil egosunu büyütenler; evliliği yük görür, sabrı zulüm sayar.
Birbirini değil, kendini ilah edinenler yuva kuramaz. “Ben mutlu değilim” cümlesi kutsallaştırıldı; “Biz ayakta kalmalıyız” sözü ise unutuldu. Oysa evlilik, sürekli mutlu olmak değil; harama düşmeden imtihandan geçebilmektir. Sabırla geçirilen bir gece, nefsin kazandığı bin hazdan daha değerlidir.
Bugün boşanmalar arttıysa sebebi sevginin bitmesi değil; ahlâkın aşınmasıdır. İnsanlar affetmeyi zayıflık, susmayı eziklik, idare etmeyi kişiliksizlik sanıyor. Halbuki Kur’an, affı yüceltir; sabrı övgüyle anar; aileyi ise toplumun kalesi olarak tarif eder.
Pamuk ipliğine bağlanan evlilikler; haramın kolay, helâlin zor gösterildiği bir çağın ürünüdür. Diziler, sosyal medya ve kirli dil; kanaati değil kıyaslamayı, şükrü değil nankörlüğü, edebi değil cüreti besliyor. Sonuçta evler değil, egolar ayakta kalıyor.
Şunu açıkça söylemek gerekir:
Evlilik oyun değildir.
Nikâh geçici heves değildir.
Boşanma da basit bir çıkış yolu değildir.
Allah’ın huzurunda verilen sözü hafife alanlar, bedelini dünyada huzursuzlukla, ahirette ise hesaba çekilmekle öder. Evlilik pamuk ipliğine değil; takvaya, sabra ve ahlâka bağlanmadıkça hiçbir yuva ayakta kalamaz.
Ve vesselâm…