15 Temmuzda yapılmak istenen bir darbe girişimi değildir. Yapılmak istenen bir iç savaş hadisesi ve ülkenin bölünme planıydı. Türk-Kürt, Alevi- Sünni çatışması, bölgeler, şehirler arası savaşın başlatılma hareketiydi. Ülkemizin bölünüp parçalanma operasyonuydu!.. İslam ve Türk dünyasının lideri, mazlum milletlerin hamisi Türkiye’nin yok edilme hareketiydi. Eğer başarılı olsalardı, taş üstünde taş, baş üstünde baş bırakmayacaklardı. Ülkemiz ve İslam dünyası kan gölüne çevrilecek, sığınılacak hiçbir liman kalmayacaktı. İslamın son kalesi olun Türkiye de parçalanmış, bölünmüş olacaktı. Bu oyunun içinde ister bilerek isterse bilmeyerek yer alan herkes gaflet dalalet ve ihanet içinde yer almışlardır. Bu ihanet de Türk Milletince asla unutulmayacaktır!..

15 Temmuz gecesi ülkemiz bir deprem yaşadı. Sahte hayallerle kandırılmış ve eline silah verilmiş olan piyonlar devredeydi. Hedef devletin başıydı, hedef Türk milletinin direncinin kırılmasıydı. Büyük Ortadoğu hakimiyetinin el değiştirilmesiydi.Kendi silahımızla kendimizden sandığımız hainlerce bizi arkamızdan hançerlemeye kalkıştılar! Peygamber ocağı diye bildiğimiz kutsal ocağa sızmış olan hainlerin ihaneti ile yüz yüze geldik ve toplu bir katliamdan döndük 15 Temmuz gecesi...Yeni bir İstiklal Savaşı verdi bu millet 15 Temmuz’da!.

Gecenin başlangıcında ne olduğunu anlamakta zorlandığımız bu hadise akşamın ilerleyen saatlerinde yerini ihanete ve bomba seslerine bıraktı.
İrkildik, korktuk, endişe ettik; sokaklara döküldük ve heyecanımızı top yekûn kucaklaşarak paylaşmaya çalıştık.
Sanki dünya üzerimize saldırmış gibiydi. Haçlı ruhu yeniden canlanıyor, Anadolu işgal edilmek isteniyor, vatanımız parçalanmaya gidiyor dedik. Elimize şanlı Türk bayraklarını alıp caddeleri, meydanları doldurmaya başladık. Çanakkale ruhu canlanmıştı. Ölüm korkusu aklımıza gelmedi, bir an bile endişe duymadık, vatan elden gidiyor dedik, bayrağa ve vatana sahip çıkmanın tam zamanı diye düşündük. O gece tüm Türkiye ayakta idi...

Türkiye Cumhuriyeti, 15 Temmuz gecesi, tarihinin en büyük saldırı ve tehdidiyle karşılaştı. 1071’den beri bu topraklar üzerinde oynanan oyunların yeni bir türü daha sahneye konulmak isteniyordu. “Haşhaşilere” benzeyen ve bir o kadar da ihanetle dolu olan ve adına “ Hizmet Hareketi” denen ancak, hizmetten uzak ihanete yakın olan; her türlü kirli ve sinsi oyunlara baş vuran bir siyasi örgütle tanıştık 15’Temmuz gecesi...

Bizler için ölüm kutlu bir sevdanın başlangıcıydı…”Ölümü öldüren!” yiğitler çıkmıştı meydanlara... Bu topraklarda Savaşlar, darbeler, terör ve birçok hain oyunlar sergileniyor ihanet üstüne ihanet yaşanıyordu. Çünkü yedi düvelin bu topraklar üzerinde emelleri vardı ve onun için hiç tuzakları bitmeyecek ihanetleri de durmayacaktı. Hedef Türkiye idi, hedef Türk Milletiydi.

15 Temmuz gecesi sahnelenen ihanet hiçbir siyasi polemiğe ve istismara kurban edilmeyecek kadar dehşet vericidir.”Tiyatro- Kontrollü darbe, Devletin oyunu” ifadeleri bir o kadar sakat bir o kadar hain benzetmedir. Şehitlere, gazilere ve o gecenin isimsiz kahramanlarına yapılan en büyük saygısızlıktır bu tür benzetmeler!..
Bunu anlayamayacak kadar gaflet içinde olmak ihanetle eşdeğerdir.

Bu uğurda Şehit ve gazi olan, ilk dakikadan itibaren gerek halkımızı meydanlara çağıran gerekse duyarlı olup kendiliğinden meydanlara inen, dualar eden en üst makamdaki yöneticilerimizden en ücra köşedeki sade bir vatandaşımıza kadar herkesten Allah razı olsun.

15 Temmuzu anlamak ve bu ihanetten belki de bir yükseliş, yüceliş , bir dönüm noktası fırsatı yakalamak elimizdedir. Gelin bu fırsatı kaçırmayalım. Milletçe yaşadıklarımızı unutmayalım.
Yıldönümünde o günü tekrar yaşayarak hatırlayalım. Allaha yalvarıp dualar edelim. Birliğimiz, dirliğimiz, kardeşliğimiz ve geleceğimiz için....

15 Temmuz'dan çıkartılacak dersler, 15 Temmuz'un sene-i devriyesinde yapılacak faaliyetler milletin de temel gündemini oluşturuyor. Bu da aynı anda hem FETÖ'ye hem PKK'ya hem DEAŞ'a ve diğer terör örgütlerine karşı, yani bu ülkenin birliğine, beraberliğine kasteden ne kadar örgüt, grup, çevre varsa bunlara karşı ortak mücadele azminin yeniden sergilenmesi olacaktır. Milletimizin verdiği o büyük kahramanlık destanını ve sonrasında yaşanan hadiseleri de çok iyi anlayıp bundan önemli dersler çıkartmamız gerekiyor ve 15 Temmuz’u unutulmamalıyız, unutturmamalıyız!.. Şehitlerimize Allah’dan rahmet gazilerimize de sağlık dolu bir ömür dileriz. Kahrolsun hainler; Yaşasın Türk Milleti, Yaşasın Türkiye Cumhuriyeti!..