Satılmış Döner
Kültürel Yozlaşma ve Dil İstilası
Sokakta yürüyorsun… Sağında “Coffee House”, solunda “Beauty Center”, ileride “Burger Station”… Bir an durup etrafına bakıyorsun: Acaba Londra’da mıyım? Yoksa New York’ta mı? Hayır… Türkiye’desin.
Peki bu görüntü bize ne anlatıyor?
Kendi ülkemizde, kendi dilimiz ve kendi kültürümüz giderek geri plana itiliyor. Sadece tabelalarda değil; konuşma biçimimizde, tüketim alışkanlıklarımızda, hatta düşünme tarzımızda bile yabancılaşma açıkça hissediliyor. Türkçe isimler sanki yetersizmiş gibi görülüyor, yerli olan değersizleştiriliyor. Bu da sadece bir tercih meselesi değil; aynı zamanda kültürel yozlaşmanın ve özgüven kaybının açık bir göstergesidir.
Bir milletin dili, onun hafızasıdır. Kültürü ise o hafızanın yaşayan halidir. Dilini ve kültürünü koruyamayan toplumlar, zamanla kendi kimliğini de yitirir. Bugün tabelalarda başlayan yabancılaşma, yarın zihnimizde, düşüncemizde ve yaşam tarzımızda daha derin bir istilaya dönüşür.
Elbette kimse ticarete karşı değil. Kimse esnafın önünü kesmek istemiyor. Ancak serbestlik, kimliksizleşme anlamına gelmez. Bu ülkenin bir dili, bir tarihi, bir medeniyeti var. Bunları korumak sadece devletin değil, toplumun da ortak sorumluluğudur.
Sorulması gereken basit bir soru var:
İngiltere’de bir işletme tamamen Türkçe bir isim kullanır mı?
Ya da Fransa’da bir dükkân, Fransızca yerine yabancı bir adla öne çıkmaya çalışır mı?
Onlar kendi dillerine ve kültürlerine sahip çıkarken, biz neden kendi değerlerimizi ikinci plana atıyoruz?
Mesele sadece tabela meselesi değildir.
Mesele kültürel yozlaşma meselesidir.
Mesele dil istilası meselesidir.
Kendi değerine güvenmeyen, başkasının hayat tarzını taklit eder.
Kendi dilini küçümseyen, başkasının kelimeleriyle var olmaya çalışır.
Kendi kültürünü koruyamayan toplumlar ise zamanla başkalarının kültürüne teslim olur.
Oysa Türkçe; köklü, güçlü ve ifade gücü yüksek bir dildir.
Türk kültürü de yüzyılların birikimiyle oluşmuş büyük bir medeniyet mirasıdır.
Sorun dilde ya da kültürde değil; onları küçümseyen bakış açısındadır.
Artık kendimize şu soruyu sormalıyız:
Biz gerçekten kendi kimliğimizle mi yaşıyoruz, yoksa yabancılaşmanın içinde yavaş yavaş kendimizi mi kaybediyoruz?
Cevap ortada…
Ama bu gidişi değiştirmek de bizim elimizde.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.