Başörtüsü bir bez parçası değildir; bir duruşun, bir inancın ve bir teslimiyetin adıdır. Onu başına alan her kadın, yalnızca saçını değil, niyetini, edebini ve hayâsını da örter. Bu yüzden başörtüsünün kıymetini bilmemek, sadece bir örtüyü hafife almak değil; arkasındaki manayı da görmezden gelmektir.
Kıymeti bilinmeyen her nimet gibi, başörtüsü de bazen alışkanlığa kurban edilir. Taşıdığı anlam unutulur, şekli öne çıkarılır. Oysa başörtüsü; bakışları değil kalbi süslemek için vardır. Dikkat çekmek için değil, sınır koymak için örtülür. İffeti korumak için vardır, teşhir edilmek için değil.
Başörtüsünü taşıdığı hâlde onun ruhuna yabancı kalanlar, en çok kendilerine haksızlık eder. Çünkü başörtüsü bir yük değil, bir izzettir. Zorlukla elde edilen her değer gibi, onun da bedeli sabırdır. Ama bu sabır, sahibini yüceltir.
Kıymet bilmek; başörtüsünü sadece başta değil, hayatta taşımaktır. Sözde, tavırda, bakışta, yürüyüşte… Örtünün gerektirdiği ahlâkı yaşamak, onu gerçekten taşımaktır. Aksi hâlde örtü başta durur ama mana yerde kalır.
Unutmamak gerekir ki başörtüsü, sahibini değil; sahibi başörtüsünü temsil eder. Ona verilen değer, kişinin kendi değerini de yükseltir. Kıymeti bilinmeyen örtü, bir gün sahibini de incitir.Başörtüsü bir emanet ise, emanete hıyanet en çok kalbi yaralar.
Nur suresi 31. ayet ne demek istiyor?
Hepiniz Allah’a tövbe edin, umulur ki kurtuluşa erersiniz! Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler. Görünen kısımları müstesna olmak üzere, zinetlerini teşhir etmesinler. Başörtülerini, yakalarının üzerine (kadar) örtsünler.