Beni Allah Biliyor, Siz Nasıl Bilirseniz Bilin

Abone Ol

İnsanın en ağır imtihanlarından biri, niyetinin yanlış anlaşılmasıdır. Söylediği sözler eğilip bükülür, yaptığı iyilikler görmezden gelinir, suskunluğu suç sayılır. İşte tam da bu noktada insanın tutunacağı en sağlam hakikat şudur: Beni Allah biliyor.
İnsanlar çoğu zaman zahire bakar. Görünene hükmeder, duyduğuyla karar verir. Oysa kalpleri bilen, niyetleri tartan yalnızca Allah’tır. Bir insanın içindeki iyiliği, sabrını, çektiği acıyı ve gösterdiği direnci en iyi O bilir. Bu yüzden başkalarının ne dediği değil, Allah’ın ne bildiği önemlidir.
Toplumda bazen doğru olan yalnız kalır, haklı olan yıpranır. Kimi zaman iftira alkışlanır, doğrular ise sessizliğe mahkûm edilir. Böyle anlarda insanın kendini savunmaktan yorulduğu, anlatmaktan vazgeçtiği olur. Çünkü bilir ki bazı kulaklar duymak için değil, yargılamak için açıktır. İşte bu suskunluğun adı acizlik değil; tevekküldür.
“Beni Allah biliyor” demek; hesap günü bilinciyle yaşamaktır. İnsanların alkışıyla büyümeyen, onların yargısıyla da küçülmeyen bir duruştur bu. Ne övgüye kapılmak ne de iftirayla yıkılmak… Çünkü ölçü bellidir: İlahi adalet.
Bu söz aynı zamanda bir uyarıdır. İnsanlara değil, Allah’a karşı sorumlu olduğumuzu hatırlatır. Gösterişten uzak, riyadan arınmış bir hayat çağrısıdır. Herkesin görmediğini Allah görür; herkesin bilmediğini Allah bilir. Ve O’nun bilmesi yeter.
Sonuç olarak; insan kendini anlatmak zorunda değildir. Doğrular er ya da geç yerini bulur. Sabırla yürüyen, niyetini temiz tutan, kalbini kirletmeyen kişi için en büyük teselli şudur:
Beni Allah biliyor… Siz nasıl bilirseniz bilin.