“Üşüyorum” diyen bir liderin ardında, aslında üşüyen bir milletin vicdanı vardı.
Muhsin Yazıcıoğlu, sadece bir siyasetçi değil; davasını omuzlarında taşıyan, inandığı değerler uğruna bedel ödemekten çekinmeyen bir dava adamıydı. Onun hayatı, makam ve mevki arayışından çok, inanç ve ideal yolculuğunun bir yansımasıydı.
Zor zamanların adamıydı o. Fırtınaların ortasında dimdik durmayı, rüzgâra göre yön değiştirmemeyi seçti. Sözleri sertti belki, ama kalbi memleket sevdasıyla doluydu. Onu farklı kılan, söylediklerinden çok yaşadıklarıydı. Çünkü o, sadece konuşan değil; yaşadıklarıyla örnek olan bir liderdi.
Helikopter kazasıyla aramızdan ayrıldığı gün, yalnızca bir insanı değil; bir duruşu, bir vakarı ve bir samimiyeti kaybettik. Ardında bıraktığı sözler hâlâ kulaklarda yankılanıyor, fikirleri hâlâ gönüllerde yaşıyor.
Bugün onu anmak, sadece geçmişi hatırlamak değil; aynı zamanda onun gibi dosdoğru olabilmenin, eğilmeden yürüyebilmenin ne demek olduğunu yeniden düşünmektir.
Çünkü bazı insanlar ölmez…
Onlar, inandıkları değerlerde yaşamaya devam eder.
Güzel yaşamanın sırrı mezarında gizli her gün yüzlerce insan ziyaret ediyor.
Rahmet ve minnetle anıyorum.