İnsan bazen hayatın telaşına kapılır; işi, gücü, dünyalık kaygıları derken sevdiklerini ihmal eder. Oysa insanı insan yapan şey, kalbinin bağlı olduğu insanlardır. İşte bu yüzden İslam’da sıla-i rahim, yani akrabalık bağlarını gözetmek, en büyük erdemlerden biri sayılmıştır.

Sıla-i rahim; sadece bayramdan bayrama hatırlamak değildir. Bir hal hatır sormak, bir kapıyı çalmak, bir gönle dokunmak, bir büyüğün duasını almak, bir küçüğün başını okşamaktır. Bazen bir telefon, bazen bir ziyaret, bazen de içten edilen bir dua… Hepsi sıla-i rahmin bir parçasıdır.

Unutmamak gerekir ki zaman hızla geçer. Bugün ziyaret etmeyi ertelediğimiz bir büyüğümüz, yarın belki de sadece hatıralarımızda kalacaktır. Bu yüzden sıla-i rahim için “sonra” demek çoğu zaman geç kalmaktır.

Geliniz, kalplerimizi soğutan kırgınlıkları bir kenara bırakalım. Aile büyüklerimizin kapısını çalalım, akrabalarımızı arayalım, gönül bağlarımızı tazeleyelim. Çünkü akrabalık bağları kuvvetli olan bir toplum, daha sağlam ve daha huzurlu olur.

Unutmayalım:
Sıla-i rahim sadece bir gelenek değil, kalpleri bir arada tutan ilahi bir emanet ve bereket kapısıdır.