15-24 yaş arasında yaklaşık 13 milyon gencin yaşamakta olduğu ülkemizde bir 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramını daha geride bırakmanın derin kıvancı yaşarken bugünün gençliğinin talep ve sorunlarını son derece iyi bir şekilde yansıtan bir araştırma geçen hafta içinde Sosyal Demokrasi Vakfı tarafından kamuoyu ile paylaşıldı. 600 genç üzerinden gerçekleştirilen bu araştırmanın sonuçlarının bu ülkeye dair umudu ve kaygıları olan her aklı başında vatandaşın düşünmesi ve analiz etmesi gerektiği kanaatindeyim. Araştırmanın çarpıcı sonuçları şunlar:1) Türkiye’de yaşayan geçlerin yüzde 70’i ekonomik anlamda ailelerinden bağımsız değiller. Gençlerin çok büyük bir çoğunluğu ekonomik açıdan ailelerine bağlı bir hayat yaşamak durumunda kalıyorlar. 2) Gençlerin en büyük talebi yüzde 68,3 ile düşüncelerini özgürce ifade edebilmek ve bununla birlikte başka kişilerin de düşüncelerini özgürce ifade edebilmelerini sağlamak olarak görülüyor. 3) Gençlerin yüzde 62,5 ‘i imkanları olsa yurtdışına yerleşip orada yaşamayı istediklerini ifade ediyorlar. 4) İş bulma süreçlerinde gençlerin 79,3’ü yetenekli olsalar dahi “ torpilli” bir başka gencin kendisinin yerine işe alınacağına inanıyor. 5) Gençlerin yüzde 27,8’i ise Türkiye’de üniversitelerin iş bulmak için yeterli donanımı bireylere sağlamadığını düşünüyorlar. Yukarıdaki sonuçları genel bir çerçevede değerlendirdiğimizde gençlerin çok büyük bir geleceksizlik kaygısı taşıdığını söylemek durumundayız.Gençler de var olan bu derin kaygının iki temel nedeni temel olarak ülkemizde son yıllarda ekonomik açıdan gelinen durum ve ikinci olarak bireysel ve toplumsal özgürlük alanının giderek daralması. Bugün itibariyle ülkemizde her dört gençten biri işsiz olarak nitelendirilebilir. Bu derece yoğun bir genç işsizliğin var olduğu ülkemizde 15-24 yaş arası nüfusun yüzde 25,7’si ne eğitimde ne de istihdam piyasasında bulunuyor. Genç kadınlarda işsizlik oranı resmi verilere göre çok daha yüksek bir seyir izliyor. 2018 yılında genç kadınlarda işsizlik oranı 25,3 iken, geçtiğimiz sene bu oran 30,6 ya yükselmiş durumda. Gençlerin iş ve aş dışında onun kadar önemli olan temel kaygıları ise dilediklerini özgürce ifade edememeleri. Gençler sosyal medya ağları başta olmak üzere her türlü mecrada özgürce kendilerini ifade etmek istiyorlar. Korkmadan ve çekinmeden duygularını, düşüncelerini tüm dünyaya haykırmak istemek bir zamanlar genç olan herkesin bildiği üzere bir genci genç kılan en yegane özellik. Dolayısıyla ülkemizde gençlerimize aş ve iş konusunda destek vermekle birlikte onların her alanda kendilerini özgürce ifade edebileceği toplumsal ve siyasal koşulları oluşturmak zorundayız. Bunun koşulu ise demokrasinin koşullarının genişletildiği ; temel hak ve özgürlüklerinin olabildiğince özgür bir biçimde kullanılabilmesinden geçmektedir. Bireysel özgürlük alanının sınırlandırıldığı bir ülkede toplumsal refahın artması mümkün değildir. Bu yüzden gençlerimize ekmek mi özgürlük mü sorusunu sormanın da bir manası bulunmamaktadır. Zira özgürlüğün olmadığı bir ülkede uzun vade de ekmek de olmayacaktır. Genlik üzerine methiyeler düzmek yerine öncelikle gençlerimize ülkelerini terk etmek yerine kalmalarını sağlayacak sebepler oluşturmalıyız. Unutulmamalıdır ki bir ülkenin en büyük zenginliği o ülkenin beşeri sermayesidir. Kalkınmanın en temel koşulu nitelikli bir beşeri sermayenin var olmasından geçmektedir. Türkiye son beş yıldır sahip olduğu nitelikli beşeri sermayesini yut dışına kaptırmaktadır. Beyin göçünü önlemek için gençlerin özgür bir biçimde ifade etmelerinin önünü sonuna kadar açmak ve ülkemizde giderek artan genç işsizliği konusunda somut, sürdürülebilir adımlar atmak durumundayız. İşte bu gerçekleşir ise Fikri hür, İrfanı hür ve vicdani hür nesillerin omuzlarında ülkemizin yükselmesinin önünde hiçbir engel yoktur.