Örtünme, insanın yalnızca bedenini değil; niyetini, edebini ve duruşunu muhafaza etme bilincidir. İslâm’da örtünme, dış görünüşten öte bir haya ve vakar ahlâkıdır. Kişiyi hem kendisinden hem de başkalarının yanlış bakışlarından koruyan bir sığınaktır.
Örtünmenin temelinde Allah rızası vardır. Gösterişten, dikkat çekmekten ve nefsi tatmin etmekten uzak olmalıdır. Tesettür; dar, şeffaf ya da bedeni belirgin hâle getiren kıyafetlerle değil, sadelik ve ölçüyle anlam kazanır.
Kadın için örtünme; başın, boynun ve bedenin mahrem ölçüler içinde korunmasıdır. Erkek için ise edep sınırlarını gözeten, kibir ve teşhirden uzak bir giyimdir. Ancak örtünme sadece elbise ile sınırlı değildir. Bakışın örtünmesi, dilin örtünmesi ve hâlin örtünmesi de bu adabın ayrılmaz parçalarıdır.
Gerçek tesettür; yürüyüşte, konuşmada ve davranışta kendini belli eder. Sertlikten uzak, vakar sahibi bir duruşla tamamlanır. Örtünme, insanı başkalarından üstün kılmaz; bilakis kul olduğunu hatırlatır.
Örtünme bir zorlamanın değil, imanın zarif bir yansımasıdır. Kalpten gelmeyen bir örtü, ruhsuz bir kabuktan ibarettir. Haya ile süslenen örtünme ise insanı güzelleştirir, yüceltir ve korur.
Tesettür, bedeni saklamak değil;
nefsin taşkınlığını dizginlemektir.