Son dönemde elektrik ve doğalgaza birbiri ardına gelen zamlar faturaları şişirmekle birlikte bunun altında yatan temel gerçeğin Türkiye’nin enerji açısından dışa bağımlı bir ülke olmasından kaynaklandığını unutmamız gerekiyor.
Elektrik üretimimizin yüzde 50’sinden fazlasını doğalgazla üreten bir ülke olarak enerji maliyetlerinden kaynaklanan aşırı artışlara karşı savunmasız durumdayız. Oysa Dünya enerji alanında yenilenebilir enerji çağına giriyor. Yenilebilir enerji çağı demek güneş enerjisi demek.
Türkiye’nin yıllık 60 milyar dolarlık cari açığının yaklaşık 30 milyar doları enerji alımlarından kaynaklanıyor. Oysa Güneş enerjisine dönük bir enerji politikamız olsa önümüzdeki 20 yılda Türkiye enerji ihtiyacının en az üçte ikisini güneşten karşılayabilir.
Avrupa’nın ispanya’dan sonra en çok güneş alan ülkesi olan Türkiye’nin bugün için kurulu güneş enerjisi gücü 5 bin megavat civarında. Bu oran kurulu elektrik gücümüzün 5.7’sine denk geliyor. Almanya ise 20 yıl’dan bu yana güneş enerjisine yatırım yapıyor ve şu an da 43 bin megavatlık bir güneş enerjisi gücüne sahip durumda. Almanya gibi nerdeyse güneş görmeyen bir ülke Türkiye’nin 7 katından fazla bir güneş enerjisi gücüne ulaşmışsa bizim nerede yanlış yaptığımızı sorgulamamız gerekiyor. Bugün Almanya’da 1.5 milyon evin çatısında güneş panelleri yoluyla güneş enerjisi üretiliyor. Almanya bugün güneş enerjisinde ulaşmış olduğu düzeyi daha da yukarılara çıkartmak maksadıyla Almanya’daki tüm evlerin çatılarını güneş panelleri ile donatmayı hedefliyorlar. Toplamda 2300 kilometrekarelik bir alanın bu sayede güneş enerjisi ile buluşması planlanıyor. Bu sayede Almanya 2050 yılında yüzde yüz yenilenebilir enerji ile enerji üreten ülkelerden biri haline gelecek. Almanya ve bir çok ülke enerji alanında yüzünü güneşe dönmüşken Türkiye ise halen kömür ve linyit kullanılan ve doğayı kirleten ve her yıl on binlerce insanın çeşitli hastalıklar yoluyla ölümüne sebep veren Termik santraller kurma peşinde.
Trakya’da kurulmak istenen Termik santraller bölgenin tarım topraklarını yok edeceği gibi bölge insanın da çok çeşitli sağlık sorunları karşılaşmasına sebep olacak.
Çanakkale kaz dağlarının yanı başına yapılmak istenen Çırpılar Termik Santrali kaz dağlarının o muhteşem doğasının solmasına sebep olacak.
Eskişehir’de kurulması planlanan Alpu Termik Santrali 200 futbol sahası büyüklüğünde bir alana kurulacak. Yılda 1.6 milyon ton kül ortaya çıkaracak ve bölgenin zengin tarım alanlarının yok olmasına sebep olacak.
Dünyanın birçok ülkesi enerji üretiminde kömürü bırakma kararı almış iken bizlerin güneş zengini bir ülkede kömür de ısrar etmemiz akıl alır gibi değil. İklim değişikliği ve küresel ısınmanın en önemli nedenlerinden biri olan Termik Santralleri bugün dünyanın birçok ülkesi artık terk ediyor ve birçok ülke termik santrallerini kapatıyor. Türkiye yüzünü güneşe dönmeli ve fosil yakıtlara dayalı enerji üretim politikalarını terk etmeli zira doğamızın her geçen gün kirlendiği ülkemizde güneş enerjisi gibi temiz bir enerji biçimine geçmek öncelikli görev olmalı. Bu açıdan yaşadığımız kent Yozgat’da güneş enerjisine dönük çalışmaların olduğunu bilmek sevindirici.
Başta İl Özel idaresi , İl ve İlçe belediyeleri olmak üzere güneş enerjisine dönük projelerin öncülüğünü üstlenmeliler. Yozgat gibi güneş enerjisi potansiyeli hayli yüksek olan bir ilde güneş enerjisine dönük yatırımların ortaya çıkması Yozgat’ın her açıdan gelişimine öncülük edecektir. Umarım ilimizde karar verici konumda bulunan yöneticilerimiz güneş enerjisinin ne büyük bir potansiyel taşıdığının farkına varırlar ve Yozgat’da yüzünü güneş enerjisine çevirmiş iller kervanına katılır. Özetle Türkiye’nin geleceği güneş enerjisinde yeter ki buna inanalım ve bu uğurda harekete geçip temiz ve sürdürülebilir enerji ile ülkemizi buluşturalım.