Akif Reçber
Bir İhanetin Anatomisi: FETÖ Gerçeği
Milletlerin tarihinde bazı olaylar vardır ki, sadece yaşandığı dönemi değil, gelecek nesilleri de derinden etkiler. Türkiye’nin yakın tarihinde yaşanan en acı hadiselerden biri de FETÖ’nün devlete ve millete yönelik yıllarca sürdürdüğü sinsi yapılanması ve bunun sonucunda ortaya çıkan ihanet girişimidir.
FETÖ, dini değerleri istismar ederek insanların inançlarını ve duygularını kendi çıkarları doğrultusunda kullanan, gizliliği esas alan bir yapı oluşturmuştur. Eğitim, yardım, hizmet ve diyalog gibi kavramları öne çıkarırken, perde arkasında devlet kurumlarına sistemli şekilde sızmayı hedeflemiştir. Bu süreçte liyakat yerine örgütsel bağlılığı esas alan bir anlayış benimsenmiş, kamu kurumlarında gizli bir hiyerarşi kurulmaya çalışılmıştır.
Bu yapının en ağır yüzü ise 15 Temmuz 2016 gecesi ortaya çıkmıştır. Milletin silahını millete çeviren darbe girişimi, Türkiye Cumhuriyeti’nin demokratik düzenine, bağımsızlığına ve milli iradesine yönelik açık bir saldırı olmuştur. Ancak o gece aziz milletimiz, güvenlik güçlerimiz ve devlet kurumlarımızın kararlı duruşuyla bu girişim başarısızlığa uğratılmıştır. Şehitlerimiz ve gazilerimiz, vatan sevgisinin ve millet iradesinin asla teslim alınamayacağını tüm dünyaya göstermiştir.
FETÖ örneği, körü körüne bağlılığın, sorgulamayan bir anlayışın ve dini istismar eden yapılara teslim olmanın ne kadar ağır sonuçlar doğurabileceğini göstermektedir. Hiçbir kişi ya da yapı; hukuk devletinin, anayasal düzenin ve millet iradesinin üzerinde görülemez. Gerçek sadakat, şahıslara değil; vatana, millete, hukuka ve demokratik değerlere bağlılıktır.
Bu yaşananlardan çıkarılması gereken en önemli ders; eğitimli, bilinçli, sorgulayan ve eleştirel düşünebilen bireyler yetiştirmektir. Genç nesiller, dini ve milli değerleri istismar eden yapılara karşı uyanık olmalı; bilgiye, hukuka ve akla dayalı bir anlayışla hareket etmelidir.
15 Temmuz, sadece bastırılmış bir darbe girişimi değil; aynı zamanda milletimizin birlik ve beraberlik içinde neleri başarabileceğinin de tarihî bir göstergesidir. Şehitlerimizin emaneti olan bu vatanı korumanın yolu; hukukun üstünlüğüne, demokrasiye, milli birlik ve beraberliğe sahip çıkmaktan geçmektedir.
Unutulmamalıdır ki; ihanetler ancak hafızalarda canlı tutulduğu, dersleri doğru çıkarıldığı ve benzer hataların tekrarına izin verilmediği sürece bir daha yaşanmaz.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.