Öyle bir zaman diliminden geçiyoruz,

Öylesine garip bir duygu dünyasında yaşıyoruz,

Ve öylesine anlam yükleyemediğimiz bir yaşam biçimine sahip olduk ki!

Sabır denilen o eşsiz fren sistemi hiç bu denli bir imtihandan geçmemişti.

İnsanlığın ciddi bir virajdan geçtiği süreçleri yaşıyoruz.

Ta en başından beri ümitsizlik adına bir kelam dökülmedi kalemimden. Bilakis, olabildiğince umutlu, insanlık adına pozitif ama gerçekleri dile getiren bir basın mensubu olarak görevimi yerine getirdim.

Sağlıklı bir insanlık adına covid109 ile mücadelenin temelini bilinçli bir toplum oluşturuyor.

Bu bilinçle hareket edebilmek adına; bize düşeni layıkıyla yerine getirmenin bir görev sorumluluğu olmanın yanı sıra insanlık görevi olduğunun pekala farkındaydık.

Düne kadar sağlıkçılar, polisler, askerler, basın mensupları ve ilgili kurum yöneticileri Covid19’la mücadelenin karanlık yüzü ile karşı karşıyaydı.

Daha çok hikayeden geliyordu her şey.

Hele hele bu hastalığa yakalanmak ve dahi ölümü yaşamak. İmkansız geliyordu dünyamıza.

Ama bu gün, sosyal medya ‘covid oldum’ açıklamaları, bu hastalıktan yaşanan ölümlerden geçilmiyor.

Genç-yaşlı, kadın-erkek demeden insanlığın üzerine bir karabasan misali çöken hastalıkla yüzleşmek bir zaman sonra insan dünyasına ağır geliyor.

Türkiye genelinde artan vakalar, sonrasında etrafımızda duyduğumuz bir şekilde şahitlik ettiğimiz vefatlar, hastalık nedeni ile ağır tedavi süreci yaşayanlar.

Tanımadığımız insanların derdiyle dertlenirken, en yakınımıza kadar gelen ve artık iyiden iyiye can sıkan bir hastalık.

Elbette ki umutsuz değilim ve yüzümde maske ile yıllar yılı yaşamaya niyetimde yok!

Bu öylesine bir süreç ki, bazen yeter artık deyip, kulaklarımı tıkamak, dünya ile tümden irtibatı kesmek istiyorum.

Başımı topraklara gömsem ve hiçbir ölümü görmesem, hiçbir canın kaybolup gittiğine uzaktan da olsa şahitlik etmesem.

Garip bir durum.

Az önce de ifade ettim, yine tekrarlıyorum, yıllarca yüzümde maske ile yaşamak istemiyorum.

Onun için kurallardan önce bu hastalığı zihninizde yenmeniz gerektiğini yüksek sesle dile getirmek istiyorum.

Lütfen, bu hastalığı zihinlerinizde yenin.

Covid19 vakalarının ölümle sonuçlanmasının başlıca sebepleri arasında maalesef psikolojik buhranlar da geliyor.

Evet, kadere, hayır ve şerrin nereden geldiğine pekala amentü etmişiz, lakin…

Lakin bıçak kemiğe dayandığında insan insanlığından, insan varlık şuurundan uzaklaşabiliyor.

Benim yaptığım gibi sizler başınızı toprağa gömmeyin ama sosyal medya, tv ekranları, dost sohbetleri, telefon sohbetlerinin ama teması korona olmasın.

Zihinlerde yenin onu.

Zihinlerde vurun darbeyi.

Ki, zihinlerde kaybettiğiniz hastalığı bedenen yenmek kolay olmuyor.

Bu sebepten hayatını kaybeden, hastalıktan değil ama neden olduğu zihinsel yıkımın altında ruhsal bunalımın sonucunu yaşayan insanlarımız var.

Lütfen, korona virüs zihinlerinize engel, zihinlerinize karanlık, zihinlerinize ağır gelmesin.

Ki, başınızı toprağa gömmek zorunda kalmayın!