Kuzey Afrika’da yetişen ve kabr-i şerîfi Hamisre mevkîinde bulunan Ebül Hasan-ı Şâzilî hazretlerinin talebesinden biri, rüyâda Resûlullah Efendimizi gördü bir gece...
Elinde güzel bir “tâc” vardı.
Onu giydirdi gencin başına.
Genç çok sevindi.
Ne yapacağını şaşırdı.
Ve heyecan içinde uyandı uykudan.
Hemen doğrulup fırladı ayağa.
Abdest alıp namaz kıldı.
Rüyâdan çok duygulanmıştı!
Kendi kendine;
“Acaba tâbiri nasıldır?” diye düşünüp zor etti sabahı.
Ve erkenden koştu huzura.
Rüyâyı anlatacaktı.
Tâbirini soracaktı.
Mübârek zât, sevgiyle bakıp sordu bu talebesine:
“Sen bu gece rüyâ mı gördün evlâdım?”
“Evet hocam.”
“Peygamberimizi mi gördün?”
“Evet efendim.”
Büyük velî, rüyâsını baştan sona kadar anlatıp;
“Mübârek olsun evlâdım. Çok güzel, mânâlı bir rüyâ görmüşsün” buyurdu.
Delikanlı heyecanlıydı!
Sordu hemen:
“Tâbiri nedir hocam?”
Buyurdu ki:
“Bu, yakında kadı/hâkim olacağına alâmettir oğlum. Bekle, yakında çıkar tâyinin.”
Çok geçmedi.
Gerçekleşti bu iş.
Kadı olarak tâyin edildi bir beldeye...

“Öyleyse biz gidelim”

Sultan Mahmûd-u Gaznevî, ordusuyla Harkan yakınlarından geçerken bir adamını Ebül Hasan-ı Harkânî hazretlerine gönderip, mümkünse yanına gelmesini ricâ etti.
Büyük velî;
“Gelemem!” buyurdu.
Durumu bildirdiler.
“Öyleyse biz gidelim” dedi.
Ancak hoşuna gitmedi bu hâl.
Onun için “gururla” geldi.
Ve selâm verdi.
O, ayağa kalkmadı.
Oturduğu yerden aldı selâmını.
Bu hâl de hoşuna gitmedi.
Ve sordu ki:
“Efendim, hocanız Bâyezid-i Bistâmî nasıl bir kimseydi?”
Buyurdu ki:
“O, öyle yüksek bir velî idi ki, onu gören, mutlaka îmâna gelirdi.”
Sultan Mahmud;
“Nasıl olur, Kureyş kâfirleri Resûlullahı yüzlerce defa gördüler de yine îmân etmediler. Sen ise Bâyezid’i bir defa gören, îmân ederdi diyorsun” dedi.
Büyük zât;
“Onlar, Resûlullah’ı peygamber olarak değil, Abdullah’ın yetîmi olarak gördüler. O gözle baktılar, onun için îmâna kavuşamadılar” buyurdu.
Sultan, bu cevâbı çok beğendi. Gururunu atıp tevâzuya büründü. İzin alıp çıkarken, büyük velî ayağa kalktı ve ayakta uğurladı kendisini.
Sultan edeple sordu:
“Geldiğimde ayağa kalkmadınız, şimdi ayakta uğurlarsınız, hikmeti nedir?”
Buyurdu ki:
“Önce kibirle gelmiştin, onun için kalkmadım. Şimdiyse tevâzuya büründün. Tevâzu edeni, Hakk teâlâ yüceltir.”