Yozgat ve Ankara siyasetinin konuşulduğu sohbetlerde neredeyse birbirine benzer 10 hikaye çıkar ortaya.
Bu hikayelerin daha doğrusu kıssadan hisselerin ana fikri şudur:
-Yozgatlı, Ankara’dan yani siyasi iktidarlardan kişisel iş, tayin, özel talep, ya şikayet gibi basit isteklerden bulunur. Kayserili fabrika Yozgatlı oğluna/kızına, iş ister.
Yozgat özelinden oluşturulan karanlık tablolardan bir tanesi de bu maalesef!
Geçen zaman bu tür karanlık ve basit söylemleri küllendirmiyor, üzerlerini kapatmıyor.
Kapatmıyor, çünkü söylemler, yani beklentiler, kafa yapısı Yozgatlı’nın Ankara’dan istekleri bir türlü değişmedi/değiştiremedik.
Basit ve kişisel talepler Yozgat üzerinde karanlık bir tablo oluştururken, yerel siyasetimizi ve siyasetçilerimizi çantada keklik hale getiriyor.
Şehrin siyasi vasfını düşürüyor.
Siyasetçiye dair beklentilerin çapını daraltıyor.
Son dönemde bu durumu tersine dönüştürecek adımlar Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’la atılmaya başladı.
Bizler basit ve kişisel taleplerde ısrar etmeye devam ederken, Oktay; toplumun geneline sirayet edecek, yaşadığımız toprakların yarınlarını bereketlendirecek adımlar atmaya başladı.
Kurulacak fabrikaların, kişilerin değil toplumların geneline sirayet edeceği böylelikle Ankara’dan iş isteyen değil yerelden kalkınan bir Yozgat modeli inşa etmeye başladı.
Kimilerine göre, göle maya çalmak gibi bir şey.
Ancak, şu bir gerçek ki Yozgat’ta yaşayan gençlerin, yarınlarını ‘devlet memuru’ olma hayali ile heba etmesi başlı başına göle maya çalmak.
Dönüp bakın çevrenize, memur olma hayali ya da diplomasının sunduğu işi yapmak için bekleyen 30’lu yaşların üzerinde kaç genç var tanıdığınız.
Gençlerimizde bir iş fikri ya da bekleme vaktini üreterek, çalışıp bir şekilde kazanarak değerlendirmelerini sağlayacak güven dolu adımlar atıyor, yönlendirebiliyor muyuz?
Yoksa siyasetçi kapılarında umut törpüleyen genç işsizler olarak yaşlanmalarına şahitlik ederek mi yaşamaya devam edeceğiz.
Bir genç düşünün, okumuş ya da bir şekilde üniversite eğitimini tamamlayamamış ya da iş hayatına atılacak diplomaya sahip olamamış.
Bir genç eğitim sonrası kamuda çalışma beklentisi ile kaç yıl yaşar?
Ya da bir gencin işsiz bekleme süresi, limiti nedir?
Biz de limitsiz gibi görünüyor!
Geçmişten gelen ‘memur olma hayali’, Ankara kapılarında ‘kişisel iş talepler’ devam ettiği sürece gençlere aydınlık bir ufuk ya da çalışma heyecanı oluşturmayacak.
Ve bunun yegane sebebi bizleriz.
Bilerek ya da bilmeyerek bu toprağın yarınlarını kamuda memur olma hayali ile avutuyor, kandırıyor, beyhude beklentilerle hayata atılmasını engelliyoruz.
E… beklentiler masa başı olunca bekleyen de evden, dört duvar arasından çıkmak istemiyor ve bir müddet sonra o duvarların arasına mahkum oluyor.
Aslında bugün ki sohbetimizin başlığı ‘neden memur olmak istiyoruz’ değil de ‘dört duvar arasına mahkum ettiğimiz canlarımız’ olmalıydı değil mi?
Umutsuz olmayın, umudumuzu dört duvar arasına mahkum eden zihniyete bir ışık yakın.