“Ödevini yapmadıysam ne olacak ki, annem zaten yapıyor…”
Sıkça duyduğum bu cümle, aslında birçok çocuğun sorumlulukla kurduğu ilişkinin küçük ama çok şey anlatan bir özetidir. İyi niyetle çocuklarının hayatını kolaylaştırmak isteyen anne babalar, bazen farkında olmadan onların hayatla baş etme becerilerini ellerinden alabilmektedir. Çocuklukta kazanılan sorumluluk duygusu yalnızca günlük işleri yapabilmek değildir; aynı zamanda çocuğun duygusal, sosyal ve zihinsel gelişiminin temel taşlarından biridir. Aslında sorumluluk, çocuğun yetişkinliğe hazırlık sürecidir.
Sorumluluk almakta zorlanan çocuklara baktığımızda bazı ortak özellikler görürüz. Bu çocuklar genellikle özgüveni düşük, kendi kararlarını vermekte zorlanan, plan yapamayan, zamanını iyi kullanamayan ve başladığı işe odaklanmakta güçlük çeken çocuklardır. Çoğu zaman “yapamam” demeye daha yatkındırlar ya da bir işi ertelemeyi alışkanlık haline getirmişlerdir.
Sorumluluk öğrenilir. Büyüme ve olgunlaşma süreci, aynı zamanda sorumluluk öğrenme sürecidir. Bu yolculuk erken çocukluk döneminde başlar. İki-üç yaşındaki bir çocuğun döke saça da olsa kendi yemeğini yemesine izin vermek, oyuncaklarını toplamasını beklemek, kendi yatağında yatmasına fırsat tanımak bu sürecin ilk adımlarıdır. Zamanla bu beceriler, okulda ödevlerini zamanında yapmaya ve ev içinde küçük görevler almaya kadar genişler.
Çocukların yaptıkları davranışların neden–sonuç ilişkisini görebilmeleri çok önemlidir. “Ne yaptım, ne oldu?” sorusunu kurabilen çocuk, sorumluluk duygusunu da yavaş yavaş içselleştirir. Bu yüzden sorumluluk, uzun nasihatlerle değil, yaşayarak öğrenilir.
Aşırı koruyucu ailelerde her şey çocuk adına yapılır. “Yorulmasın, üzülmesin, zorlanmasın” düşüncesiyle yapılan bu iyilikler, uzun vadede çocuğun sorumluluk alma kasını zayıflatır. Öte yandan sınırların olmadığı, her şeyin serbest bırakıldığı ailelerde de sorumluluk duygusu gelişmez. En sağlıklı ortam; anne babanın lider olduğu, kuralların ve sorumlulukların paylaşıldığı demokratik aile ortamıdır.
Çocukların karar vermesine ve seçim yapmasına fırsat tanınmalıdır. Ev içindeki görevler belirlenirken çocuk sürece dahil edilmelidir. Eğer bir işi yapamadıysa, hemen onun yerine yapmak yerine denemesine ve bazen de sonucunu yaşamasına izin vermek gerekir. Çünkü sorumluluk, bazen küçük bedeller ödeyerek öğrenilir.
İyi yapılan her iş mutlaka fark edilmeli ve takdir edilmelidir. Çocuğa değer vermek, ona güvenmekle başlar. Ona güvendiğimizi gösterdiğimizde, o da kendine güvenmeyi öğrenir. Unutmayalım; sorumluluk bir günde kazanılmaz. Zamanla, yavaş yavaş gelişir. Bu süreçte sabırlı ve tutarlı olmak, anne babaların en önemli rehberidir.