Dört kardeşli bir evde büyümüş biri olarak şunu çok iyi biliyorum: Bir evde sevgi bölünmez ama ilgi bölünür ve bir çocuk için bazen asıl zor olan da tam olarak budur. Kardeşli bir evde büyümek; paylaşmayı, beklemeyi, sabretmeyi öğretir. Ama aynı zamanda zaman zaman insanın içini acıtan küçük kıskançlıkları, “Acaba beni daha az mı seviyorlar?” sorularını da beraberinde getirir.
Bir çocuğun dünyasında anne babanın sevgisi, ilgisi ve zamanı kocaman bir tahttır. Ve o tahtta uzun zamandır tek başına oturmaktadır. Ta ki bir gün, eve minik bir kardeş gelene kadar… Kardeş kıskançlığı aslında çok insani, çok tanıdık bir duygudur. Sevdiğimiz birini başkasıyla paylaşmak zor gelir. Çocuklar içinse bu durum çok daha sarsıcı olabilir. Çünkü bir sabah uyanırlar ve her şey değişmiştir: Kucaklar, bakışlar, seslenişler artık bölünüyordur.
Çocuk için bu yaşanan, çoğu zaman şudur: “Galiba artık eskisi kadar önemli değilim…”
İşte kardeş kıskançlığı tam da bu duygudan beslenir. Bu duygular nasıl ortaya çıkar? Bazı çocuklar bunu açıkça gösterir: Kardeşine vurur, oyuncaklarını kırar, “Onu sevmiyorum!” der. Bazıları ise içine atar. Daha sessiz, daha alıngan olur. Gece korkarak uyanır, altını ıslatır, parmağını emer, sık sık “Beni seviyor musun?” diye sorar. Kimisi daha çabuk öfkelenir, kimisi evden ayrılmak istemez. Aslında hepsinin söylemek istediği şey aynıdır: “Beni de gör. Beni de unutma.”
Peki anne babalar ne yapabilir?
· “Kardeşin doğdu ama seni de aynı şekilde seviyoruz” demek kıymetli elbette ama yeterli değil. Çocuklar sevgiyi duymaktan çok, hissetmek ister.
· Bazen sadece onunla, telefonsuz, acele etmeden, bölünmeden geçirilen 10 dakika, uzun uzun yapılan nasihatlerden çok daha iyileştiricidir.Özel zamanlarınız olsun.
· Mesele çocuklara eşit zaman ayırmak değil, her birine ihtiyacı kadar zaman ayırabilmektir. Küçük ama etkili dokunuşlar her zaman iyileştiricidir.
· Bebeğe sevgi gösterdikten sonra panikle diğer çocuğa da sarılmak, sevgiyi yapaylaştırır. Sevgi zaten bölünmez, çoğalır. Samimiyetinizi bozmamalısınız.
· “Sessiz ol, kardeşin uyuyor” diyerek büyük çocuğun hayatını bebeğe göre ayarlamak onu daha da yalnız hissettirebilir.
· “Sen artık ablasın/abisin” diyerek yaşından büyük olmasını beklemek, onun çocukluğunu elinden alır.O hâlâ çocuk… Ve hâlâ sizin kucağınıza, ilginize, şefkatinize ihtiyacı var.
· Ve elbette en önemlisi çocuğun duygularını kabul etmelisiniz. Çocuk bu elbette her duyguyu hissedebilir. “Kıskanman çok normal. Bunu hissedebilirsin.” diyebilmeliyiz
Sevgili anne babalar, çocukların kardeşi ile arasındaki bağı birlikte kurmalısınız. Kardeşine nasıl dokunacağını, nasıl seveceğini çocuklarınıza öğretin. Bu şekilde sınırları sakin ve net koyarız ama sevgisine de alan açarız.
Küçük bir hatırlatma; Bir çocuğun kalbinde tahttan indirilmek çok acıtır. Ama sevildiğini, hâlâ yerinin sağlam olduğunu hissettiğinde…O taht, bu kez kardeşiyle birlikte paylaşılan kocaman bir kalbe dönüşür.