Sezen Yıldırım
İyilik Maskeli Geçmişin Tescillenen Gerçeği!
Zaman, kimin niyetinin ne olduğunu ortaya çıkaran ve maskeleri düşüren en dürüst aynadır. Yıllar önce, takvimler 1997’yi gösterdiğinde karşılıksız çek ve sahtecilik davaları nedeniyle Antalya’da kelepçelenen, Adana Karataş ve Metris cezaevlerinin soğuk duvarları arasında aylarca hapis yatan bir ismin bugün karşımıza bir “iyilik meleği” ve “güven abidesi” olarak çıkarılmasına kalbim hiçbir zaman inanmadı.
Geçmişinde bu denli ağır lekeler taşıyan bir insanın samimiyetine karşı duyduğum büyük şüphede ve koyduğum mesafede ne kadar haklı olduğum, yaşanan son hukuki süreçlerle birlikte bir kez daha acı bir şekilde tescillenmiş oldu. Benim vicdanım da, insanları tartan sezgilerim de beni asla yanıltmadı.
Unutmayın ki sahte belgelerle yazılan senaryolar, elbet bir gün aslına rücu eder. Çünkü gerçeklerin, er ya da geç ortaya çıkmak gibi asil bir huyu vardır.
Toplumsal hafızanın zayıflığına güvenilerek inşa edilen sahte kahramanlıklar, ne yazık ki en çok ihtiyaç duyduğumuz “güven” duygusunu zedelemektedir. 1990’lı yılların karanlık mali geçmişini magazinel figürlerle örterek halkın saf ve temiz duygularını sömüren bu algı operasyonları, adalet mekanizmasının karşısında her zaman çökmeye mahkûmdur.
Dün Metris koğuşlarında son bulan serüvenlerin, bugün milyonlarca liralık karşılıksız çek cezaları, mali inceleme raporları ve nihayetinde cezaevi demir parmaklıklarıyla yeniden tescillenmesi bir tesadüf değildir. İyilik; arkasında şoförlerin IBAN hesapları üzerinden dönen milyonlarca liralık karanlık para trafiği ya da kişisel mağduriyetler bırakmaz. İyilik; şeffaftır, asildir ve lekesizdir.
Bir toplumun geleceği, geçmişte halkı yanıltanların değil; ilk günden itibaren dik duruşunu bozmayanların basiretiyle kurulur.
Popülizmin rüzgârıyla şişirilen balonların sönmesi kaçınılmazdır. Nitekim adaletin terazisi, kimsenin şöhretine ya da unvanına bakmadan er ya da geç doğru tartıyı bulmuştur.
Kamusal vicdanı korumak adına vaktiyle koyduğumuz o haklı mesafenin bugün ne denli isabetli bir öngörü olduğunu görmek, memleket sevdalısı bir fert olarak haklılığımızın en büyük nişanesidir.
Kıymetli gazete okurlarının takdirine sunduğum bu gerçekler, geleceğe yürürken kimlerin arkasından gideceğimizi bir kez daha sorgulamamız gerektiğinin en açık ve en çarpıcı vesikasıdır.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.