Akif Reçber
Annem, Babam ve Ben (hikâye)
Henüz 15 yaşındayken annem ve babam ayrılmıştı. Aslında ben babamla kalmayı tercih etmiştim; ancak mahkeme velayetimi anneme verdi.
Babamla on beş günde bir görüşüyor, bazen de onun yanına gidiyordum.
Babam ileri görüşlü, kendini sürekli geliştiren bir insandı. Üniversite okuyamamıştı ama bilgi birikimi, hayat tecrübesi ve verdiği öğütlerle birçok üniversite mezununu geride bırakacak kadar donanımlıydı.
Annem ise çalışkan bir kadındı. Fakat bir o kadar da kendi bildiğini okuyan, kafasına göre yaşayan bir yapıya sahipti.
Nedense annemin beni sevdiğini hiçbir zaman hissedemedim. Belki bu benim yanlış bir izlenimimdi. Belki de ben öyle düşünüyordum.
Bir kız çocuğu olarak ne babamın evinde ne de annemin yanında kendime bir yuva bulabiliyordum. Mutsuzdum. Ama başka da bir çarem yoktu.
Bütün yaşadıklarıma rağmen liseyi okul birincisi olarak bitirdim.
Annem hiçbir zaman okuluma gelmedi. Onun için en önemli şey paraydı.
“Okuyanlar ne yapıyor ki? Okusan ne olacak?” diyerek beni sürekli aşağı çekmeye çalışıyordu.
“Çalış da eve para getir. Her şeye yetişemiyorum. Bir de sen çıktın başıma.” sözlerini yıllarca dinledim.
Bu yüzden hafta sonlarında ve tatillerde çalıştım. Çok zor durumda kalmadıkça ne annemden ne de babamdan para istedim. Burslarım ve kendi kazandığım harçlıklarla eğitimime devam ettim.
Annemin, “Okuyup da sanki doktor mu olacaksın?” diyerek beni küçümsemesi, belki de doktor olmamın en büyük sebebi oldu.
Bir gün, “Belki de doktor olacağım. Nereden biliyorsun?” dediğimde yüzüme alaycı bir kahkaha attı.
Sınav sonuçları açıklandığında dereceyle tıp fakültesini kazanmıştım. Üstelik yaşadığım şehirde okuma imkânım da vardı.
Üniversiteye ilk gittiğim gün sorduğum şey yurt imkânı oldu. Okulu dereceyle kazandığım için hemen kabul edildim.
Artık bir tıp fakültesi öğrencisiydim.
Anneme başka bir bölüm kazandığımı söyledim. Zaten onun için hangi bölümü okuduğumun hiçbir önemi yoktu. Varsa da yoksa da işi ve arkadaşlarıydı.
Babama gelince…
Lise ve üniversite yıllarım boyunca imkânları ölçüsünde her ay bana harçlık göndermeye çalıştı.
Okul, dersler ve sınavlar derken babamla eskisi kadar sık görüşemiyorduk. Ama o neredeyse her gün beni arar ya da bir mesaj gönderirdi. Ben de ilk fırsatta mutlaka cevap verirdim.
Yıllar birbirini kovaladı.
Babam yeniden evlenmişti.
Annem ise çalışıyor, kendi kurduğu hayatı yaşıyordu. Artık onu rahatsız eden, gözüne batan bir evladı da yoktu. Rahattı. Belki de istediği hayat tam olarak buydu.
Aradan geçen yıllarda tıp fakültesini de okul birincisi olarak bitirdim.
Tıp fakültesinin altı yıl sürdüğünü bile bilmeyen annem, her konuşmamızda, “Herkes okulunu bitirdi, işini buldu, evlendi. Sen ne zaman hayatını kuracaksın?” diyerek tartışma çıkarıyordu.
Ben ise artık büyümüştüm. Annemi kırmak yerine sadece gülümsüyor, “Haklısın anne, ama her şeyin bir zamanı var.” diyerek konuyu kapatıyordum.
Sonunda mezuniyet günü geldi.
Anne ve babamı da törene davet ettim.
Okul birincisi olduğumu annem, ismim anons edilip kürsüye çıktığım anda öğrendi.
Şaşkınlığı yüzünden okunuyordu.
Belki de yıllarca küçümsediği kızının o kürsüye çıkacağını hiç hayal etmemişti.
Utancından gözlerimin içine bakamıyordu.
Kürsüde konuşmamı yaparken hocalarıma teşekkür ettim. Fakat annem ve babam hakkında tek kelime etmedim.
Konuşmam bittikten sonra diplomamı almak üzere ilerledim.
Diplomamı veren hocam, salona dönerek:
“Bu başarılı evladı yetiştiren anne ve babasını da yürekten kutluyorum.” dedi.
Tam o anda babam ayağa kalktı.
Titreyen sesiyle salona dönüp şöyle dedi:
“Hayır hocam... Kızımın bu başarısı sadece kendisine aittir. Biz ona iyi bir anne baba olamadık.”
O an zaman durdu.
Babamın gözlerinden yaşlar süzülüyordu.
Ben de kendimi tutamadım.
Yıllarca içimde biriktirdiğim bütün acılar, bütün yalnızlıklar gözyaşlarımla birlikte akıp gitti.
Evet…
Artık doktordum.
İlk görev yerim, memleketimin en ücra kasabalarından biri olacaktı.
Ama benim için önemli olan yer değildi.
Çünkü artık tek bir hedefim vardı:
İyi bir doktor olmak…
İnsanlara umut olmak…
İnsanlığa hizmet etmek…
Ben Hatice Kübra.
Doktor Hatice Kübra.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.