Tarık Yılmaz
Yozgat kirletilmeyi hak etmiyor
Bir şehrin medeniyet seviyesini sadece yüksek binaları, geniş caddeleri ya da ekonomik gücü belirlemez. Asıl medeniyet; ortak yaşam alanlarına gösterilen saygıda, doğaya verilen değerde ve gelecek nesillere bırakılan mirasta gizlidir.
Ancak burada önemli bir noktayı da gözden kaçırmamak gerekir. “Çevreyi kirletmemek medeniyet göstergesidir.” derken, bunu yalnızca Yozgat üzerinden okumak doğru olmaz. Ankara’da da, İstanbul’da da, İzmir’de de çevre kirleniyor. Milyonlarca insanın yaşadığı metropollerde zaman zaman çöplerle dolmuş sokaklar, parklar, sahiller ve hatta denizler görmek mümkündür. Kalabalığın olduğu yerde denetim de zorlaşır.
Fakat Yozgat’ın durumu farklıdır.
Anadolu’nun tam kalbinde, doğasıyla, yaylalarıyla, mesire alanlarıyla öne çıkan bu şehir neden kendi güzelliğini kendi elleriyle kirletsin?
Son günlerde Çekerek Belediyesi’nin yaptığı paylaşım, ardından diğer ilçelerden gelen benzer görüntüler ve son olarak Akdağmadeni’nden yükselen çevre hassasiyeti aslında hepimize aynı soruyu sorduruyor:
Yozgat kirletilmeyi hak ediyor mu?
Elbette hayır.
Bir avuç çekirdeğin kabuğu...
İki pet şişe...
Bir poşet...
On kişinin saatlerce temizlediği alanı birkaç dakikada yeniden kirletmeye yetiyor.
Üstelik bunu yapanlar dışarıdan gelenler değil; çoğu zaman aynı parkta oturan, aynı sokakta yaşayan, aynı havayı soluyan insanlar.
İşte asıl düşündürücü olan da budur.
Çevre temizliği yalnızca belediyelerin görevi değildir. Belediyeler temizler; fakat kirletmeyen toplumlar gerçek anlamda temiz şehirler oluşturur.
Bugün Japonya örneği dünya tarafından konuşuluyorsa bunun nedeni temizlik görevlilerinin çokluğu değil, insanların yere çöp atmayı kendilerine yakıştıramamasıdır.
Biz neden bunu başaramayalım?
Yozgat’ın insanı misafirperverdir, yardımseverdir, paylaşmayı bilir. Aynı hassasiyeti yaşadığı çevreye de gösterebilir.
Peki çözüm nedir?
Öncelikle çevre bilinci çocuk yaşta kazandırılmalıdır. Okullarda sadece teorik çevre dersleri değil, uygulamalı temizlik etkinlikleri düzenlenmelidir. Çocuklar temizliğin yalnızca görev değil, karakter meselesi olduğunu yaşayarak öğrenmelidir.
Mahallelerde, köylerde ve mesire alanlarında gönüllü çevre hareketleri desteklenmelidir. İnsanlar yaşadığı alanı sahiplenmeye başladığında kirletmeye de cesaret edemez.
Belediyeler temizlik çalışmalarını sürdürürken kamera sistemleriyle denetimi artırmalı, çevreyi kasten kirletenlere uygulanan idari yaptırımlar kararlılıkla uygulanmalıdır. Çünkü bazı insanlar ne yazık ki vicdanla değil, ceza ile davranışını değiştirebilmektedir.
Ancak en büyük yaptırım, toplumun göstereceği ortak tepki olacaktır. Bir kişinin yere çöp attığını gören herkes bunu normal karşılamak yerine nazikçe uyarmayı görev bilmelidir. Sessizlik, zamanla kötü alışkanlıkları meşrulaştırır.
Unutmamalıyız ki temiz şehirler, çok temizlik yapan belediyeler sayesinde değil; az kirleten insanlar sayesinde oluşur.
Yozgat, Bozok Yaylası’nın tertemiz havasını, yeşilini ve doğal güzelliklerini hak eden kadim bir Anadolu şehridir. Bu şehir bize dedelerimizden miras kalmadı; çocuklarımızdan ödünç alındı.
O halde gelin, Yozgat’ı sadece sevelim demeyelim.
Sevdiğimiz gibi koruyalım.
Çünkü çevreyi korumak doğayı değil, aslında kendi geleceğimizi korumaktır.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.