Mutsuz benim şehrim.
Ve mutsuzluk bana göre parayla, pulla ilintili bur durum değil.
Mutsuzluk aşılamış sanki birileri yıllar yılı memleketime.
Bozok Yaylası’nın mutsuz insanları.
Kulağa çok fazla iğreti geliyor değil mi, metropolün mutsuz insanları daha uygun düşüyor aslına bakarsanız.
Meslek hayatım boyunca Yozgatlı’nın işe, aşa, ekmeğe değil öncelikle mutlu olmaya ihtiyaç duyduğunu savundum ve bu sav her geçen gün güçleniyor.
İnsanın insana tebessümünü sadaka addeden bir dinin mensubu olarak aşırı asık suratlı olduğumuzu düşünüyorum.
İsterseniz konuya küçük bir örnekle devam edelim.
Bayram öncesi çarşı-Pazar bereket versin hareketliydi.
Adet yerini bulsun türünden biz de oğlumuza bayramlık kıyafeti alalım istedik.
Birkaç mağaza dolaştıktan sonra nihayetinde çocuğun gönlünde iz bırakacak hediyelerden oluşan yeni kıyafetler aldık.
Bizim çocukluğumuzdaki kadar iz bırakmasa da çocuklarımızın çocuklarına uzanacak bir iz olsun istedik.
Çarşı Pazar hareketliydi ancak esnaf olabildiğince mutsuz ve müşteri yoğunluğundan şikayetçi gibiydi.
İki katlı bir mağazada 50 çalışanın var olduğunu hesap edin bir tane Allah’ın kulu çıkmıyor karşınıza.
Yine aynı şekilde farklı bir mağazaya gidiyorsunuz aynı ilgisizlik ve sert bakışlar.
Ölmüşte ağlayanı olmayan eleman profili.
Alışverişin akşamında boyu düzenlenen pantolonu almak için mağazaya gittiğimde terziye yönlendirdiler.
Olabilir yoğunluktandır dedik.
Terzide mağazanın çalışanlarındaki mutsuzluk halini sordum. Aldığım yanıt oldukça trajikomikti:
- Patron biraz daha fazla verirse elemanlar iyi çalışır.
Güler misin ağlar mısın.
Az paraya mutsuz ve rezil bir iş algısı.
Maalesef bu durum şehrimizde giderek yaygınlaşıyor.
Gidiyorsunuz büyük şehirlerin büyük mağazalarına, tabiri caizse anababa günü; ancak personel olanca gayretiyle çalışıyor, mücadele veriyor. Bir şekilde mücadele etmek zorunda insanlar az veya çok.
Ki, o insanların da yüksek maaşla çalıştığını düşünmüyorum.
Gönül ister ki, her çalışan hak ettiğini kazansın, ancak Yozgat’ta bu durum maalesef mümkün olmuyor ki pek çok yerde bu durum geçerli değil.
O halde hak ettiğimi almıyorum düşüncesi hak edilen emeğin verilmemesi, insanın insana sadakası olan tebessüme ambargo koymak anlamına mı gelmeli?
İşin hak, adalet, hukuk kısmına girmek istemiyorum.
İş verinin de kendine göre hataları vardır elbette.
Tüm mesele algılarımızda. İş ahlakı denilen şey insanın karakterindeki resmin yansımasıdır.
Sokakta yürüyorsunuz suratlar asık, bir esnafa uğruyorsunuz çalışanlar mutsuz…
Mutsuz da mutsuz.
Hülasa Yozgat’ta hangi yöne dönseniz mutsuzluk kokuyor.
Bir yerlerde bir problem var ama nerede?
Ben kendi aynamı tuttum kendime lütfen siz de tutun, neden mutsuzum diye sorun 1 saniye sonra alacağınız nefesin sahibi olmadığınızı unutmadan!