Bazen bir şehrin en büyük zenginliği ne yeraltındadır ne de göz önündedir…
Fark edilmeden büyüyen, sessizce güçlenen bir ruh vardır.
Yozgat’ınki de tam olarak bu, sporcu ruhu.
Geçmişten bugüne baktığımızda, bu toprakların nice güçlü sporcular yetiştirdiğini görüyoruz. Özellikle güreşte, mindere çıkan her Yozgatlı gencin omzunda sadece rakibini değil, memleketin yükünü taşıdığına defalarca şahit olduk. Bugün de aynı damar akıyor. Yeni nesil sporcularımız, farklı branşlarda bir bir kendini gösteriyor.
Yerköy’de bir tekvandocu…
Akdağmadeni’nde bir karateci…
Üniversitede kendi imkanlarıyla takım kuran genç kızlar…
Ve en son, hepimizi ayağa kaldıran hentbol zaferi…
Bunlar tesadüf değil.
Bu, Yozgat çocuğunun potansiyelinin açık ilanıdır.
Peki Sorun Nerede?
Aslında mesele şu:
Biz bu potansiyeli yıllarca ya görmedik ya da yeterince önemsemedik.
Evet, kağıt üzerinde tesislerimiz var.
Ama o tesisler gerçekten çocukların mı?
Bir düşünün…
Bir okulda laboratuvar var ama öğrenci dokunamıyor.
Bir fakültede kamera var, fotoğraf makinesi var ama öğrenci kullanamıyor.
İşte spor tesisleri de çoğu zaman aynı durumda.
Kapısı var ama anahtarı yok.
İçinde imkan var ama erişim yok.
Oysa mesele sadece bina yapmak değil.
O binaların içini hayatla doldurmak.
Spor Olmazsa Ne Olur?
Bu sorunun cevabı acı ama gerçek…
Sporla buluşamayan genç;
Boşlukta kalır.
Yanlış rol modeller bulur.
Kendine başka “kahramanlar” seçer.
Ve o kahramanlar çoğu zaman;
ekranda gördüğü, sokakta duyduğu, yanlışın cazibesine kapılmış isimler olur.
Bugün teknolojiyle birlikte gelen en büyük tehlike bu:
Yönsüzlük.
Spor ise tam tersidir.
Disiplindir.
Hedeftir.
Terle arınmaktır.
Hentbolun Anlattığı Hikayeyi iyi okumazsak sadece sevinir geçeriz.
Burada özel bir parantez açmak gerekiyor:
MC Sistem Yozgat GSK Kadın Hentbol Takımı.
Bu takım sadece maç kazanmadı.
Bir zihniyet kazandırdı.
Takımın kurulmasında büyük emek veren iş insanı Celal Aral, aslında çok net bir vizyon ortaya koymuştu:
Kadınların sporla buluştuğu,
Tribünlerin nezaketle dolduğu,
Şiddetin değil zarafetin hakim olduğu bir spor kültürü…
Ve bugün dönüp baktığımızda şunu görüyoruz:
Bu vizyon karşılık buldu.
Şampiyonluk sadece kupada değil,
kültürde kazanıldı.
Elbette bu yolculukta emeği geçen bir başka önemli isim de Ebubekir Uçar.
Bu işlerin görünmeyen yükünü çeken, taşın altına elini koyan insanlar olmasa hiçbir başarı kalıcı olmaz.
Spor Birleştirir
Hentbol maçındaki o tabloyu hatırlayın…
Siyasetçiler, bürokratlar, iş insanları, STK temsilcileri…
Herkes aynı tribünde, aynı heyecanda.
İşte sporun en saf hali bu:
Ayrıştırmaz, birleştirir.
Bu şehirde bir hazine var.
Adı ne altın ne petrol…
Adı: gençlik.
Ve o gençliği kurtaracak en güçlü anahtar:
spor.
Ama şartı var…
Tesis yapıp kapısını kilitlemeyeceksiniz.
İmkan verip geri çekilmeyeceksiniz.
Gençleri dinleyecek, anlayacak, yol açacaksınız.
O zaman göreceksiniz…
Bugün “küçük başarı” dediğimiz ne varsa,
yarın bu şehrin kaderini değiştirecek.
Allah emeği geçen herkesten razı olsun.
Yozgat’a bu ruhu yeniden hatırlatanlardan da…
Mekanı cennet Kenan Yılmaz spor aşktır Aşkın kavgası olmaz demişti ancak biz son yıllarda aşkın kavgasını yaşıyoruz İnşallah bundan sonrası spor ruhuna yakıştığı şekilde devam eder.
Ne diyelim teşekkürler bizim kızlar yolunuz açık olsun başarınız daim olsun.
Tribin onlar destekleyen büyüklerimiz var olsun Allah Celal Aral gibi memleketine vefalı gerçek vizyon sahibi insanların sayısını arttırsın.