Aslında çok safmış(ım)ız.
Sadece ben mi o saflığın içerisinde savrulup gittim bilemiyorum ancak etrafıma dönüp baktığımda meslektaşlarımda da aynı duyguyu hissettim.
Ya da yanıldım, bilemiyorum.
Festivallere karşı öyle saf bir bakışım vardı ki…
Umut dünyası işte, Yozgat adına insan saflaşıyor, inanmak istiyor ve de kendini inandırıyor.
Evvela:
Festivallerin afillisanatçılar ile olacağına inandık/inandırıldık!
Magazinsel tirajı yüksek bir sanatçıya bağladık Yozgat’ın kaderini.
Gösterişli bir hanım sanatçı ya da aşk dünyası ile nam salmış bir sanatçı olmalıydı.
Ki, getirdik te…
Hatta bir ara hangi sanatçıyı getirelim tartışmaları dahi yaşadık.
Aman Allah’ım düşündükçe tüylerim diken diken oluyor inanamıyorum kendime.
Nasıl olur diyorum yüksek sesle, nasıl olurda böylesine gereksiz, içi boş bir hedefe kilitlenirim.
Umut fakirin ekmeği diyeceğim de hangi fakir.
Kendinden bihaber fakir.
Baktık sanatçı ile olmuyor, zaten para da yeterli gelmiyor, ne kadar yerele inebilirsek dedik.
Ne gariptir ki yerele indikçe ilçeleri bu festivalden daha doğrusu şenlikten soyutladık.
Bir dönem hakikaten bir hava yakaladık yakalamasına ama ilçelere dahi sesini duyuramayan bir şenlik haliyle Türkiye’ye de duyurmadı kendini.
O gün yaptığım saflıklardan bir tanesini daha aktarayım unutmadan.
Gurbette yaşayan ünlü-ünsüz tüm Yozgatlıların ‘memleket festivali’ne akın akın geleceği hayaline inandım saf saf.
O dönem kimlere davetiye göndermedik ki…
Yurt dışına kadar vali kendi eliyle götürdü Yozgatlıları Yozgat’ın festivaline getirmek için.
Bu arada bir de ne oldu biliyor musunuz, yanlışlıkla davet edemediklerimiz küstü.
İnsan kendi düğününe gelirken küser mi vallahi de küstü billahi de küstü.
Bilmeden unuttuklarımız oldu da bilerek unuttuklarımız olmadı mı?
Olmaz mı?
Kaşını, gözünü, huyunu, huşunu beğenmediğimizi de çağırmadık.
Şeytan görsün yüzünü dedik, sanki babamızın şenliği, düğünü biz de keyfe keder davet ediyorduk!
Hülasa ne biz şenlendik ne de ahali.
Öyle böyle derken bu günlere kadar gelen şenliğin bu yıl ki bölümü farklı mahallelerde yapılıyor.
Farklı ve özel bir düşünce.
Ancak yetmez.
Bu organizasyonun içinde tüm kurumlar olsaydı keşke.
Sahiplenebilseydi abiler, koltuklarını sahiplendikleri gibi.
Bizim diyebilseydi, bizim ülkemizin bir şehrinin şenliği.
Her şeye rağmen hiç olmaz ise yüzlerde bir tebessüm, gönüllerde mutluluk izi bırakmasını temenni ediyorum.