Siyasette ve ticarette acı bir gerçek vardır, kazanıyorsanız üç yanlış üç doğru getirir, kaybediyorsanız her doğrunuz zaten yanlıştır, yanlış yanlışı getirir.
Yani kaybetmeye görün bir kere, her şeyiniz yanlıştır.
Siz aslında muhteşem, başarılı, yaptığı her işten kazançlı çıkmayı bilen bir kabiliyet abidesi hiç olmamışınızdır.
Siyasi partiler için de aynı durum söz konusudur.
Nasrettin Hoca’nın kürkü misali, ticari varlığınız ya da siyasi iktidar gücünüz var ise yanlışınıza doğru diyen çok olur.
Ye kürküm ye dersiniz insanların gözlerini içine bakarak kimseden gık çıkmaz!
Kral çıplak dolaşır ancak şakşakçılar öyle bir alkış tufanı koparır ki, en afili kıyafetlerle donatılmış olursunuz.
Bir de öküz ölürse…
İşte o vakit yandı gülüm keten helva.
Sözün kestirmeden özeti Sevgili Yozgatlılar;
Ticaretten varlıklı ve kazanan adamken yanlışlarınıza dahi doğru diyen insanlar olur etrafınızda.
Sol adımınız sağ, en hayırsız işiniz hayırlı gibi görünür.
Hatta reklam için yaptığınız bağışlarınız dahi hayır gibi lanse edilir, en derin dualar okunur açılışlarda.
Siyasette de aynı şekilde, iktidarda iseniz şak şakşak, seslerinin sahipleri bir hayli fazla olur etrafınızda.
Uçurumun kenarında olsanız da iltifat ve övgü dizeleri gözlerinizi o uçurumu göremeyecek kadar kör eder.
AK PARTİ’Yİ AK’INA KARA
DİYEN KARA GÜN DOSTLARI (!)
AK Parti hafiften tökezleyiverdi ya 24 Haziran’da.
Bir anda çatlak sesler de yükselmeye başladı.
(Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ilk turda seçimi kaybetmiş olsaydı bu sesler çığlık olup gürleyecekti emin olun buna.)
Bir anda sosyal medya üzerinden bombalar patlamaya başladı.
Teşkilattan tutun da alt kademedeki isimlere kadar dünün kadim dostları bir anda tukaka oldular.
Doğrucu davutlar türemeye başladı mantar misali.
Sadece siyasette mi, Yozgat’ın farklı alanlarına, kurumlarına dair şikayetler de yükselmeye başladı en bilindik isimler siyasi isimler tarafından.
Serzenişler her geçen gün artmaya başladı.
Yanlış anlaşılmaya mahal vermek istemem, o insanlar serzenişlerinde haksızlar demiyorum, yerden göğe, baştan ayağa kadar haklılar.
Lakin ne oldu da gözler 24 Haziran’dan sonra açıldı Pandora’nın kutusu?
24 Haziran’dan önce her şey güllük gülistanlık da bir anda mı değişti her şey?
Neredeydiniz daha önce?
Siyaset halka iç içeydi de biz mi görmedik!
Ankara’yı Yozgat’a taşıdınız, insanların sorunlarına ve yüreğine temas etmiş bir politikalar yürüttünüz, sizin işlerinizden milletin işlerine sıra geldi de biz mi görmedik?
Bir yerlerde çatlak sesler yükseliyor, üstelik bu sesler kadim (!) dostlar tarafından yükseltiliyorsa burada çok fazla samimiyet aramam.
Eleştiri haktır, millet adına, doğruyu dile getirme adına kamuoyuna açık ya da mahrem ortamlarda eleştiri dile geliyorsa en ala.
Ama 16 yılda her şey güllük gülistanlıkken bir anda dünün dostları bu gün ayak altında post oluyorsa bu samimiyetin değil acıtmışlığın göstergesidir vesselam.
Son sözü Aşık Reyhani’nin şu dizileri ile tamamlamak istiyorum:
Sakın dağlar gibi yüceyim deme
Zaman gelir etrafın kar olur
Kış gelir yaz gelmez diye gam yeme
Her kışın sonunda bir bahar olur ….
Dağ odur ki üzerinde kar ola
Bülbül odur ki ötüşünde zar ola
Dost odur ki dar gününde yar ola
Geniş günde düşman bile yar olur…
Reyhani iyilik yap o kalır destan
Bir günde toprağı verirler üstten
Varlığın kefendir evin kabristan
Nöbetçin iki taş bi mezar olur ….