Ne büyük terbiye
Ne büyük sınav
Ve ne zor bir yolculuk.
Zamanlı hepsi.
Zamanlı Terbiye,
Zamanlı Sınav.
Ve zamanlı zorluk.
Her şey ezan okununcaya kadar.
Sonrası?
Sonrası malumunuz, sınırsız yemek, sınırsız yaşam…
Dün twitter üzerinden yapılan bir paylaşım adeta dünyamın ortasından bir mızrap gibi geçti.
Öyle süratli, öyle engel tanımaz ve öyle acımasızdı ki…
İnsanlık adına tüm duygularımı tam ortasından parçaladı geçti.
Bir Türk doktorun Afrikalı bir çocuğa su içirdiği an paylaşılmış.
Önce kendinden pay biçiyor insan ibret almak istiyorsa.
Korku dolu gözlerle etrafına bakan küçük yavrucak, dudakları suya değdiği anda adeta yeniden doğuyor.
Onu suya hasret koyan insanlığa ders verir gibi, masum ve bir o kadar da cehennemde yanaksanız diyor gözleri.
Her su tanesi insanlıktan nasibini almayanlara kurşun gibi işleyecek sıcaklıkta.
Onun imtihanı mı,
Nefis terbiyesi,
Kaderi mi bu yaşadıkları.
Kurda kuşa, yerdeki karıncaya, dünyanın en uç noktasındaki mahlukata su veren Mevla, o yavrucağı mı ayırt etti sanıyorsunuz?
Bir mübarek ayda insan daha çok sorguluyor, daha çok kızıyor, daha çok cevap arıyor?
Nerede benim insanlığım.
O çocuğun günahı ne?
O çocuğun yerinde en yakınımız, kendi canımız olabilir miydi?
Savaşlar, hastalıklar ve yokluklar…
Bu dünyaya bu zulmü reva görenlere karşı Ramazan ayı biraz da bir birimizi anlama vakti değil mi?
Ezanla başlayıp, ezanla biten imtihanın müsebbibi olan bizler karnımız doyduğunda suya hasret çocukları hatırlayalım.
Hatırlayalım ki, iyi bir telefon, iyi bir otomobil, iyi bir bilgisayar, iyi bir kıyafet sahibi olmadığı için üzülenler, bu gün oruç açmadan hiç su içemeyeceklerini hayal etsinler bakalım ne olacak?