Satılmış Döner
Gazze: Ayetin Gölgesinde Suskunluk
Bir coğrafya düşünün…
Adı artık haritalarda değil, enkazların arasında okunuyor.
Bir şehir ki sabahı yok; çünkü gecesi hiç bitmiyor.
Gazze bugün yalnızca bir yer adı değildir.
Gazze, insanlığın vicdanına tutulmuş karanlık bir aynadır.
Orada çocukların eline oyuncak değil korku düşüyor.
Annelerin kucağı ninniyle değil, vedayla doluyor.
Babaların omzuna ekmek değil, kefen yükleniyor.
Gözaltında kaybolan çocukları düşündünüz mü?
Aylarca, yıllarca haber alınamayanları…
İşkence görenleri…
Açlıkla, susuzlukla baş başa bırakılan insanları…
Malları gasp edilenleri düşündünüz mü?
Bir ömrün emeğinin bir anda yok oluşunu…
Zeytin ağaçları sökülenleri…
Toprağı, evi, hayvanları, yurdu elinden alınanları…
Kendi öz yurdundan sürülenleri düşündünüz mü?
Bir sabah uyandığında artık hiçbir şeyin sana ait olmadığını fark etmeyi…
Kendi toprağında yabancı olmayı…
Peki ya onların psikolojisini?
Korkuyla büyüyen çocukları… kelebeklerin ömründen daha kısa yaşayan çocukları, her gün toplu tecavüze kadınları, kızları, tecavüze uğrayan erkek çocukları, köpeklerle tecavüz edilen tutukluları, aklın ve hayalin ötesinde her gün yaşanan iskenceleri, tutuklanan bir daha haber alınamayan kadınları, çocukları, nişan tahtası haline getirilen aç ve susuz insanları,
Kaygıyla yaşayan anneleri…
Yıkılmış ama ayakta kalmaya çalışan babaları…
Hiç kendinizi onların yerine koydunuz mu?
Ve sonra bir ayet yankılanır zamanın içinden:
“Size ne oluyor ki, Allah yolunda ve ‘Rabbimiz! Bizi halkı zalim olan bu şehirden çıkar, katından bize bir sahip gönder, bize katından bir yardımcı ver’ diyen zayıf bırakılmış erkekler, kadınlar ve çocuklar uğrunda savaşmıyorsunuz?”
Bu, Nisa Suresi 75. ayetin sorusudur.
Bu sadece geçmişe değil, bugüne yöneltilmiş bir hitaptır.
Gazze’de yükselen feryat, bu ayetin bugünkü yankısıdır.
Mazlumlar hâlâ aynı duayı ediyor.
Aynı yardım çağrısını yapıyor.
Peki biz ne yapıyoruz?
Sessiz kalıyoruz.
İzliyoruz.
Vicdanımızı ertelemelerle susturuyoruz.
Çünkü bu çağda güçlü olan haklı sayılıyor,
çıkar, vicdanın önüne geçiyor.
Sözler var…
Kınamalar var…
Kararlar var…
Ama hiçbir şey o sesi durdurmuyor:
Patlayan bombaların sesi. Parçalanan bedenleri..
Gazze’de sadece binalar yıkılmıyor.
Hukuk yıkılıyor.
Ahlak yıkılıyor.
İnsanlığın ortak vicdanı yıkılıyor.
Bir zamanlar “bir daha asla” denilen felaketlerin ardından kurulan düzen, bugün bir çocuğun çığlığı karşısında susuyorsa;
sorun sadece Gazze değildir.
Sorun, tüm dünyanın adalet anlayışıdır.
Ama bilinmelidir ki:
Tarih sadece zalimleri değil, susanları da yazar.
Ve bir gün gelecek…
Bu sessizlik sorgulanacak.
Bu kayıtsızlık hatırlanacak.
Bu suskunluk, insanlığın omuzlarına ağır bir yük olarak çökecek.
Gazze bugün yanıyor olabilir.
Ama aslında yanan, kaybeden insanlığın kendisidir. 2 milyar sözde müslüman...
Çocuklar uyurken susulur;
kadınlar ve çocuklar bombalanırken, soykırım yapılırken değil.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.