Tıpçı Rektörün Üniversitesi

Yozgat Bozok Üniversitesi, 2006 yılında müstakil bir üniversite olarak kurulduğunda önünde uzun ve zorlu bir yol vardı. Bir dönem Sivas’a, bir dönem Kayseri’ye bağlı olarak faaliyet gösteren yükseköğretim birimlerinden bugün kendi kimliğini oluşturan, her geçen gün büyüyen ve güçlenen bir üniversite ortaya çıktı. Elbette bu süreç kolay olmadı. İmkansızlıklar yaşandı, hatalar yapıldı, eksikler görüldü. Ancak bütün bunlara rağmen üniversite, bu şehre inanmış insanların emeği, duası ve fedakarlığıyla bugünlere ulaştı.
Bugün Yozgat Bozok Üniversitesi’nin başında rektör olarak bulunan Rektör Prof. Dr. Evren Yaşar, yalnızca akademik kariyeriyle değil, yöneticilik anlayışıyla da dikkat çekiyor. Tıp alanındaki birikimi, idarecilik tecrübesi ve askerî disiplinle şekillenen çalışma anlayışı, üniversitenin yönetimine farklı bir dinamizm kazandırıyor.
Üniversite yönetmek, yalnızca binaları, bütçeyi ya da personeli idare etmek değildir. Bir rektör aynı zamanda üniversitenin vizyonudur, heyecanıdır, motivasyonudur. Çalışanlarına örnek olan, hedef gösteren ve kurumun ruhunu ayakta tutan kişidir. İşte bu noktada Prof. Dr. Evren Yaşar’ın en önemli özelliklerinden biri, makamın ağırlığını taşırken üniversitenin koridorlarını, kampüsünü, öğrencisini ve akademisyenini de yakından tanımasıdır.
Önceki gün üniversitenin Bilim İletişim Ofisinde düzenlediği basın toplantısına katılma fırsatı buldum. Açıkçası ilk kez bulunduğum bu birim, üniversitenin yaptığı çalışmaları kamuoyuna doğru şekilde anlatabilmesi adına önemli bir kazanım olmuş. Üniversitelerin en büyük eksiklerinden biri çoğu zaman yaptıkları güzel işleri anlatamamalarıdır. Oysa anlatılmayan başarı, toplum nazarında görünmez hale gelir.
Basın toplantısında anlatılan projeler, araştırmalar, yatırımlar ve hedefler aslında buzdağının yalnızca görünen kısmıydı. Üniversitenin her köşesinde keşfedilmeyi bekleyen ayrı bir hikaye, ayrı bir başarı ve ayrı bir emek var. Bu çalışmaların daha güçlü şekilde kamuoyuna aktarılması, üniversite ile şehir arasındaki bağı da kuvvetlendirecektir, ki kuvvetleniyor da.
Yıllardır “Tıp kökenli bir rektör olursa sağlık alanında üniversite farklı bir ivme kazanır.” değerlendirmeleri yapılırdı. Gerçekten de sağlık yatırımları ve tıp alanındaki gelişmeler önemli. Ancak bugün görüyoruz ki mesele yalnızca tıpçı olmak değil; üniversitenin ruhunu anlamak, şehrin dinamiklerini tanımak ve sahip olduğu çevreyi üniversitenin hizmetine sunabilmektir. Yani üniversitenin kampüsü kaldırımını da makam odasını da rektörlük makamını da çok iyi bilmek gerekiyor. Bu anlamda Sayın Yaşar, çok önemli birikimlere sahip.
Prof. Dr. Evren Yaşar’ın dikkat çeken yönlerinden biri de tam burada ortaya çıkıyor. Yozgat Valiliği, yerel yönetimler, siyaset kurumu, kamu kuruluşları ve iş dünyasıyla kurduğu güçlü koordinasyon, üniversitenin elini her geçen gün daha da güçlendiriyor. Akademik çevrelerde yıllar içerisinde oluşturduğu ilişkileri Yozgat’ın faydasına kullanması da ayrıca takdiri hak ediyor.
Elbette hiçbir başarı tek kişinin eseri değildir. Üniversitelerde büyük bir ekip çalışması vardır. Akademisyeninden idari personeline, daire başkanından güvenlik görevlisine kadar herkes bu başarının bir parçasıdır. Ancak ekiplerin karakterini belirleyen liderlerdir. Eğer yönetici mesai kavramını yalnızca mesaide bulunanlardan beklemiyor, kendisi de gece gündüz çalışıyor, takip ediyor, çözüm üretiyor ve sorumluluğu omuzluyorsa, o çalışma kültürü zamanla bütün kuruma yayılır. Yani bir yönetici işini rüyasında görüyor sabah da onunla uyanıyorsa işte o zaman ortaya Yozgat Bozuk Üniversitesi gibi bir örnek çıkıyor.
Bugün Yozgat Bozok Üniversitesi tam da böyle bir dönemin içerisindedir. Bu süreçte yalnızca üniversite yönetimine değil, Yozgatlılara da önemli görev düşüyor. Üniversiteyi sadece öğrencilerin okuduğu bir kurum olarak görmekten vazgeçmeliyiz. Bu üniversite şehrin kalkınmasının, ekonomisinin, kültürünün ve geleceğinin en önemli lokomotiflerinden biridir. Yapılan her bilimsel çalışma, alınan her proje, kurulan her laboratuvar ve kazanılan her öğrenci aslında Yozgat’ın geleceğine yapılan yatırımdır.
Üniversiteler şehirlerini büyütür. Şehirler de üniversitelerine sahip çıktıkça gelişir. Yozgat’ın önünde böyle bir fırsat duruyor. Bu fırsatı doğru değerlendirmek ise yalnızca rektörün ya da yönetimin değil, hepimizin ortak sorumluluğudur. Çünkü güçlü bir üniversite, güçlü bir Yozgat demektir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Tarık Yılmaz Arşivi

Mesai Mi O Da Ne?

30/06/2026 08:30