Yozgat’a gelir mi,
Çin’den çıkmış bir hastalık,
Oradan birçok ülkeyi atlayıp Türkiye’ye gelecek,
Oradan İstanbul, İzmir, Ankara atlayıp Yozgat’a gelecek.
Oradan bizim şehre, ilçeye, beldeye, köye gelecek öyle mi?
Duyda inanma!
İnanmak ne kelime, zirve yaptık hastalıkta zirve.
Covid-19 virüsü artık her yerde.
Ve maalesef evimizde, yuvamızın içerisinde.
Ve maalesef hem bedenimizde hem de en yakımızda.
Ve artık durum öyle içinden çıkılmaz bir hal aldı ki, devlet son genelgesinde Yozgat ile birlikte 14 ilin düğünlerine yasak ve kısıtlama getirdi.
Şaka gibi, insanın inanası gelmiyor.
Ama biz istedik bu durumu?
İki hafta önce iki yaşlı amcanın dolmuş konuşmasını paylaşmıştım sizinle.
Biri diğerine;
- Yahu insanlar cenazeye virüs var, bulaşır, sosyal mesafe diye bahane edip gelmiyor ama düğünlerde halayların ardı arkası kesilmiyor, diyordu.
Kuralları, yasakları biraz da işimize geldiği gibi değerlendirdiğimiz için normalleşme sürecini dibine kadar kullandık.
Normalden anormale dönen dünyamız bir anda tüm Yozgat’ı köyleri ile birlikte korona virüsün kucağına attı.
Ve devlet 14 il ile birlikte düğün, nişan gibi aslında Yozgat’ın da başına bela olan eğlencelerin kısıtlanması ve yasaklanmasına neden oldu!
Ne olacak şimdi?
Başımız göğe erdi…
Geri dönüşü olmayan bir yola girdik.
Hastalık her yerde… Ve maalesef en yakınlarımızda.
Canımızı belki de en çok acıtanı bu durum.
Canımızı en çok sıkan bu durum.
Virüs sizin aracılığınızla en sevdiklerine bulaştığında, keşkeleriniz başlıyor!
Keşke, o insanın elini sıkmasaydım,
Keşke o kalabalığa girmeseydim,
Keşke sosyal mesafe mi korusaydım,
Keşke maskemi hiç çıkarmasaydım,
Keşkeler bitmiyor ve tabi vicdan azabı.
O vicdan kolay şifa bulmuyor.
Son minvalde Yozgat’ın 14 ile arasında yer alması başımızı iki elimizin arasına koyup düşünmemizi gerektiriyor.
Bu güne dair etkili bir başlık atmam gerekirdi belki ama ben sadece 14 demeyi tercih ettim.
Kalanını lütfen siz tamamlayın vicdanınız yaralanmadan.