AK Parti’de süreç il kongresine doğru adım adım ilerliyor.

Yozgat’ta mevcut başkan Çelebi Dursun ile yola devam kararı mı çıkacak yoksa alternatifler üzerinde bir değerlendirme mi yapılacak?

Dursun’un özellikle son 2 yılda ortaya koyduğu pozitif ve her kesimi kucaklayan duruşu ile partinin genel misyonuna uygun bir profil sergiledi…

Uzaktan baktığımız vakit Çelebi Dursun adına bir sorun görünmüyor!

Ama siyaset bu; kendi için rekabeti ve rakipleri çok olan bir müessese.

Siz sütten çıkmış ak kaşık da olsanız makama dair hayalleri, idealleri ya da ‘benim adamım olsun da çamurdan olsun’ mantığı ile çaba sarf edenleri (!) olacaktır siyasetin.

AK Parti’de bazı ilçelerde kongre süreci sancılı geçiyor.

Parti genel merkezinin tek adayla kongreye gitmek istemesine rağmen parti içerisinden rakipler de çıkabiliyor/çıkartılabiliyor.

Elbette ki siyaset bir demokrasi demektir. Ki, demokrasinin gereği olarak rakipler de çıkacaktır.

Ancak Türk siyasetinin son yarım asırlık serüveninde evvela parti genel başkanları nazarında tek adaylı süreçler kaşınıza çıkar.

(Zaman zaman çekişmeli büyük kongrelere şahitlik etsek de, genel mantık tek aday üzerine kurgulanmış durumdadır.)

AK Parti için de böyle bir durum söz konusu.

Cumhur İttifakı ile yeni dönemde varlık mücadelesi veren, iktidarın gücünü uzak gelecek gibi görünse de aslında saniye kadar kısa bir zaman dilimi olan seçim satıh-ı mailinde ciddi hesaplar yapan AK Parti var.

Uzun süredir iktidarda olmanın verdiği çok ciddi avantajlar olduğu gibi tabiatı itibariyle engel olunmayacak yıpranmışlığı ya da yorgunluğu yaşayan/yaşaması muhtemeö bir AK Parti var.

Haliyle kongre süreçleri yeniden dirilme, derman bulma ve güç toplama adına önem arz ediyor.

Ki, AK Parti Yozgat’ta da tüm kongrelerinde tek adayla giderek güç toplamak istiyor.

Genel anlamda kongreleri analiz ettiğimizde yerel seçimlerde yapılan hataların bazı ilçelerde yeniden tekerrür ettiğini müşahede ediyoruz.

Son yapılan mahalli idareler yerel seçimlerde AK Parti’yi çok önemli ilçelerde kaybettiren neydi?

Hemen hatırlayalım:

- Başarısız isimlerle devam etme inadı…

- Benim adayım olsun da ne olursa olsun inadı.

Hülasa bir kuru inat tüm siyasi tecrübelerin ve parti misyonunun önüne geçti.

Bugün kongre sürecinde de aynı durum yaşanıyor.

Parti genel merkezinin tek adaylı konsensüsüne rağmen hala ‘benim adayım olsun’ mantığı ile hareket edilmeye de çalışıldığını teşkilat mensupları, partililer, sokaktaki vatandaşlar ile yaptığımız görüşmelerde net bir şekilde analiz etme imkanı bulduk.

Hatalardan hala ders alınmamış.

Güç çatışması, pardon ‘kuru inatlaşma’, ile ne pahasına olursa olsun partiyi yeni hatalara, kayıplara sürükleyen süreçte kürek çekmekten geri durmayanlar var.

İsimler üzerinden örnek vermiyorum, partisine gönül vermiş, yüreğinde samimiyetle hizmet aşkı bulunan her AK Partili o makamlara layıktır.

Hata, parti birliğine zarar verecek inatlaşmanın kurbanı olmaktır.

Ki, AK Parti’de parti genel merkezine rağmen garip ve kuru inatlaşma ile istikbal arayan güruhlar sona doğru koşar adım gitmekten geri durmuyor.

Parti genel merkezinin iradesini yok sayma pahasına rekabet adı altında kongrelerin rekabetin ötesinde kısır çekişmeye dönüştürülmesi kime neyi kazandırır, partiye neleri kaybettirir.

Sanırım bunun yanıtı son yerel seçimlerde ayan beyan ortada fakat görünen o ki çabuk unutulmuş!